|
Her zaman her yerde...
Her zaman her yerde karşılaşılaşılabilir.
Bir insan, yapmadıklarından veya yapacaklarından dolayı değil; yaptıklarından dolayı ahlaklı ya da ahlaksız olarak değerlendirilir.
Yani ahlak bir yerde sonuçlara dayanır.
Kişiye ya da yakın anlayış çevresine özgüdür, özeldir.
Hukuki değeri o yakın anlayış çevresi ile yani özel meşruiyeti sınırlıdır.
Ama bir yerde bir konu çevresinde, o an orada bulanların sayısı kadar farklı ahlak anlayışı ortaya çıkabilir.
Öyle bir an ve durum gelir ki ahlakın ahlaksızlığı, apansız gökkuşağı gibi ortaya çıkar.
Oluşagelmiş kendi ahlak anlayışına göre karşısındaki, yani öteki ahlaksızdır.
Aynı şekilde öteki için de karşısındaki öteki ahlaksızdır.
Karşılıklı olarak ahlaksız bir ahlaki durum ortaya çıkmıştır.
Çünkü hukuki anlayış sınırları, ötekinin hukukunu (saklı haklarını) meşru kabul etmeye yeterli değildir.
Bir türlü adalet gerçekleşmez!
Çünkü adalet, tüm hukuki süreçlerin ortak meşruiyet temelinden hareketle vardığı ve saklı hakların zenginleştirilerek korunduğu mihenk taşı noktasıdır.
Ulaşılmış olan adil sonuçlar, insanlığın bir sonraki gelişkin sürecinin hukukunu kurmakta temel teşkil ederler.
Karşılıklı olarak tavizsizlikle ortaya çıkan bu ahlakın ahlaksızlığı konumu bir sonuca ulaştırmaz.
Özel alanlara ait değerler bir tür ahlakların ortak hukuku/saklı hakları/ gereği yeniden yapılanır.
İnsanlığın ortak mirası olan evrensel değerler yani etik kodlar devreye girer.
Çünkü ortaya çıkan durum; özel/keyfi ahlak anlayışlarının çözerek aşabileceği bir durum değildir.
Artık kamusal alan, özel/keyfi ahlak anlayışlarının tek tek kamusal alanı kendi değer yargılarıyla boyayamayacağı bir renksiz ve şeffaf evrensel hukuk değerleri geçerli hale gelir.
Ahlakın ahlaksızlığı gider, evrensel hukuk değerleriyle birlikte etik kodlar işlemeye başlar.
Bu kent, ahlakın ahlaksızlığına layık olamayacak kadar, ahlaklı olmak ve öyle kalmak zorunda.
Devam edeceğim...
__________________
Metin Karadağ
12390
|