Tek Mesaj Görüntüle
Eski 20-03-2006, 14:58   #23
Metin Karadağ
Arkitera Üyesi
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
Alıntılardaki anakronizme karşı...

Gerek daha önce buraya aktardığım "Modernizm Kolay Kolay Çekip Gitmeyecek" gerekse de şimdi aşağıya yapıştırdığım (içinde kelime olarak sadece dört kez geçmesine karşın) yazılar; konu hakkında alınganlaşarak da olsa yeterince hassalaşmama yol açan yaklaşımlar...

Bu yazılarda sözü edilenlerle kendi kendime de olsa bir hesaplaşma yaşamam gerektiğine inanıyorum.



*****************

ETYEN MAHÇUPYAN

19.03.2006 PAZAR

Liberallik ve demokratlık

İdeolojiler genellikle iyi tanımlanmış bir bilgi kuramına ve bu algılamanın uzantısı olan bir zihniyete otururlar.
Tutarlı bir önermeler bütünü üretmelerinin ve zamana dayanmalarının sırrı da buradadır. Ancak dünyanın genel zihni kabullerinde bir değişim yaşandığında, eskiden revaçta olan zihniyetin içinde şekillenmiş olan ideolojiler de zor durumda kalır. Bugün liberalizmin ve sosyalizmin (ve tabii sosyal demokrasinin) yaşadığı sıkıntının kaynağı da, söz konusu ideolojileri anlamlı kılan modern algılamanın yıpranması. Buradaki sorun bu ideolojilerin iç tutarlılığı ile ilgili bir zaaf değil, modernliğin günümüz sorunlarına çare olamaması ve modern ideolojilerin de modernliğin dışına çıkan bir bakış geliştirememeleri. Ancak bu ‘geliştirme’nin yapay ve pragmatik ekleştirmelerle yapılması da mümkün değil, çünkü o durumda ideolojilerin iç tutarlılığını sürdürmek ve dayandıkları bilişsel altyapıyı korumak mümkün olmaz. Diğer bir deyişle dünyanın değişmesine ve başarısız kalınmasına rağmen, bir ideolojinin ille de korunmaya çalışılması, sonuçta söz konusu ideolojiyi kadük edebilir...
Bugün kendilerine ‘liberal demokrat’ diyen birçok insan da bilmeden bu kadükleşme sürecine hizmet etmekte. Çünkü liberallikle demokratlığın birbirinden tamamen ayrı bilişsel temelleri var ve bu iki kelimeyi yan yana getirmek liberalizmi kurtarmaya yetmiyor. Kısaca ifade edersek, liberallik insanlar arasındaki ‘mesafe’yi korumaya dayanan, onlar arasındaki iletişimi zorunlu kılmayan bir ideoloji... Oysa demokratlık bu ‘mesafe’nin her iki taraftan kapatılmasını talep eden, insanları bireysel kararlarında bile ötekileri dikkate almak zorunda bırakan bir ideoloji... Olayın felsefi temelini bilmeyen, anlamayan veya anlamak istemeyenler için yakınımızda somut bir örnek de var: Paris banliyösündeki şiddet olaylarının algılanması... Birikim dergisinin Aralık 2005 sayısında Nilgün Toker konuyu açıklığa kavuşturan, liberalizmin demokratlık bir yana, nasıl milliyetçilikle dirsek temasında olduğuna dair olağanüstü bir pasaj yazmış: “Yurttaş olmayı, soyut haklara sahip olmaya indirgediğinizde (ve) bu haklara sahip olmak bakımından eşitlediğiniz toplumu farklı parçalara ayırıp farklı nesnelliklere kapattığınızda; bu parçaların birbiriyle ilişkisi bizzat bu ‘ayıran’ tarafından baştan itibaren bir ‘başkalık’ olarak kurulduğundan, bu ilişki bir ilişkisizlik, daha doğru bir terimle ‘karışmama’ olarak kurgulanmıştır denilebilir. Gettonun/banliyönün hakikati bu karışmama halinde yatar. Burada karışmaması istenen dışardakinin içeriye girmemesi, gettonun merkeze yayılmaması, ulusun homojen kimliğinin bozulmamasıdır... İki yurttaş olma hali arasındaki fark, birisinin diğeri tarafından gerçekte yurttaş olarak kabul edilmediği bir büyük nesnellik, hatta varlık boşluğu yaratır. Burada ayrım, haklara sahip olma bakımından bir ayrım değil, hakları gerçek kılma kapasitesi bakımından bir ayrımdır.”
Toker’in sözünü ettiği ayrım tam da liberallikle demokratlığı bir diğerinden farklılaştıran temel ayrıma işaret ediyor: Liberaller için hakların ve onları kuşatan bir ulusal hukukun varlığı ideal bir toplumun yeterli önkoşulu... Buna karşılık demokratlar için hakların ve hukukun toplumsal katılım içinde üretilip sahiplenilmesi ve ‘gerçek kılınması’ yani somut olarak gündelik hayata yansıması gerekiyor. Aksi halde kendimizi bir ‘toplum’ veya ‘ulus’ sansak da, gerçekte sorunlara bağımlı hale gelen, dağılmaya yüz tutan, parçalı bir yabancılaşma halini ifade ederiz... Paris banliyösündekiler liberal bir düzende liberal haklara sahip olarak yaşıyorlar; ama ihtiyaçları soyut haklar değil, hakların kendi yerellerinde ete kemiğe bürünerek üretildiği demokrat bir düzen...


05.03.2006
Zaman Gazetesi
e-posta adresi:e.mahcupyan@zaman.com.tr
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla