|
fıstık
Mimari Proje Yarışmaları, birçok ülkede olduğu gibi, Türkiye’de de ciddi bir mimarlık zemininin oluşmasını; çok az miktarda ve kısa süreli de olsa, yarışma konusu yapı veya düzenleme üzerinden, meslek içi olduğu kadar, meslek dışı kişi ve kuruluşlarda da mimarlık konularının gündeme gelmesini, tartışılır olmasını sağlayan önemli bir kurum. Yazık ki “Merkez” ülkelere oranla Türkiye’de yarışmaların sayıları gittikçe azalıyor.
Örneklediğiniz 3 yarışmanın da içinde olduğu son dönem yarışmalarında alınan sonuçlar, esasen sorunuzun kanımca en can alıcı bölümünü içeren “jüri oluşumları” hakkında sorgulama yapılmasını gerekli kılıyor. Son dönem yarışmaların sık sık karşılaşılan kimi jürilerinin, yarışmaya katılan yeni kuşağın epey ardında kaldığını belirtmek doğru olacak.
Alışıldık kalıpları zorlayan, yeni soluklar getiren, çağdaş yaklaşımları yadsımayı, yerel bir defans mekanizmasına dönüştüren bu tür jüri üyelerinin birçok yarışmada çoğunlukta olması, düşünsel altyapısı üst düzeyde olan onlarca meslek adamının bu kurumun dışında bırakılmaya çalışılması, hep bu “iyi işleyen kötü çark”ın işi. Esas üzüntü verici olan da kişisel düşmanlıkların, dostlukların ve ilişkilerin, jüri-yarışmacı etiğini zorlar duruma gelecek kadar orta yere çıkması. “Ankara Büyükşehir Belediyesi Belediye Sarayı ve Sosyal Tesisleri” yarışmasında, bu türden bir düşmanlığın yanlış hedefe yönlenen okları, bu kere beni yaraladı.
Tüm olumsuzluklara karşın halen en temiz kalmış kurumlardan biri olduğuna inandığım Mimari Proje Yarışmaları’nın yepyeni bir jüri listesine ihtiyacı olduğuna, gönülden inanıyorum.
|