Konu: Emre Arolat
Tek Mesaj Görüntüle
Eski 25-12-2001, 16:48   #33
Emre Arolat
Diyalog Konugu
 
Emre Arolat'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 20-06-2001
Mesaj: 44
rennie

Mimarlık teorisi adına hiçbir şey üretmeyen bir ülkeden “Batı”nın kabul edeceği bir mimarlık çıkarmak mümkün mü? Bu sorunun cevabı için Arredamento Mimarlık dergisinin Kasım sayısında Uğur Tanyeli’nin “Öngörünüm” yazısı ilginç ipuçları veriyor.

11 Eylül’den sonra, Merkez’in, İslam Dünyası’nın heterojen yapısını kabul etmek durumunda kalması, “Çevre” ülkelerinin birçok konuda yeni değer yargıları oluşturmasını ve en önemlisi de “kendine doğru” bakmasını zorunlu kılıyor. Bu bağlamda, sayısız konferans ve birkaç kitabın da tek başına yeterli olamayacağı açık.

Öte yandan, kişisel olarak bu ülkede mimarlık teorisi adına hiçbir şey üretilmediği fikrinde değilim. Bizden önceki kuşağın, 50’lerden sonra birdenbire hızlanan üretim eylemini çok da incelikli bir kuramsal zemine oturtamadığı bir gerçek. Hatta bu dönemde üretimin, çok ayrıcılıklı birkaç ürün dışında, hep kuramın çok önünde koştuğunu izliyoruz. Merkez’in Modernizm’in ilacı olsun diye öne sürdüğü tepkisel eylemlerin, postmodernizm, dekonstrüktivizm gibi kıyafetler giyip çeşitli denemeler yaptığı dönemde de Türkiye mimarlığı iyi bir izleyici olmaktan öteye gidemedi. Ancak küresel yaklaşımın egemen düşünce olup Merkez’deki Süpermodernite’nin etkileri birinci elden Türkiye’ye ulaştığı dönemde, -son 5 yıl denilebilir- Türkiye mimarlığı için aynı kuramsal yoksunluktan söz etmek haksızlık olur. “cube”un sorusuna verdiğim cevapta sözünü ettiğim akademia ile pratiğin, daha iç içe, daha bütünleşik hareket etmesi ile, bu gelişimin hız kazanacağını düşünüyorum. Bu kuşaktan, daha fazla Cansever çıkacağı fikrindeyim.

“Anomim Mimarlık” konusuna gelirsek;
Alparslan Ataman’ın Arredamento’daki yazısındaki yorumunun epey miktarda yumuşatılmış sert bir eleştiri olmadığını, tam da tersine, mimarın arka planda kaldığı bu tutumun o yazı ile olumlandığını biliyorum. Burada üzerinde durulan, mimarın arka planda “bırakıldığı” bir durumdan ziyade, arka planda “kalabilmeyi” amaçladığı bir tasarım biçimidir. Bu da bilinçli bir seçimdir ve kanımca başarılması çok zor olan, çok çaba gerektiren bir durumdur. Yalnızca bu zorluk bile, üstesinden gelinebildiğinde önemli ufukların açılacağının kanıtıdır. “Kabul Görme”nin de çok ötesinde bir uğraş...
Emre Arolat offline   Alıntı Yaparak Yanıtla