Konu: Emre Arolat
Tek Mesaj Görüntüle
Eski 25-12-2001, 16:46   #32
Emre Arolat
Diyalog Konugu
 
Emre Arolat'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 20-06-2001
Mesaj: 44
arif

Sevgili Arif,

Kanımca, Tanyeli’nin “Türk Beşleri” tanımını neden “icat” ettiği ve neden etmediği Arkitera Forum’daki cevabında gayet açık.
Doğrusu bu tarif bence de kuramsal veya düşünsel bir birlikteliği vurgulamak niyetli değil. Ancak böyle olmamakla, müşteri kazanmaya yönelik ortak bir stratejiyi de çağrıştırdığını söyleyemeyeceğim. Burada olsa olsa benzer “duruş”lardan veya “cevap”lardan söz edilebilir ki bunun için de ne düşünsel ne de senin vurguladığın gibi müşteri kazanmaya yönelik bir ortak stratejiye gereksinim olmazdı.

Tanyeli’nin Türk Beşleri, müşteri kazanmaya yönelik ortak bir strateji belirlemiş olsalardı, bu yönleri ile, yani kazandıkları müşterilerin çokluğu ile ön planda olurlardı. Birinci kuşaktan çaldıkları roller de müşteri sayılarında kendini bulurdu.

Ancak sen de çok iyi biliyorsun ki burada anılan beş kişinin hiçbiri Türkiye’nin en çok iş yapan, en çok müşterisi olan mimarlık bürolarının sahipleri değiller. Tanyeli’nin tariflediği, yeni ve daha rafine bir metropol mimarlığını talep eden yeni müşteri, halen mimarlara iş dağıtan grubun içinde, çok küçük bir azınlık. Zira, rafine bir metropol mimarlığı talebinin kendisi de rafine bir eylemdir ki ne Türk İnşaat sektöründe ne de Merkez ülkelerinde bunun çoğunlukta olduğunu söyleyemeyiz.

Türkiye’deki talebin 85 sonrasında gündeme gelen yeni metropolleşme atılımı ile birlikte yeni bir mimari nefaset arayışını ortaya çıkardığını kabullensek de Casaba’ların, Kemer Country’lerin, Ritz Carlton dekorasyonlarının, oduncu kütüğü evlerin ve Topkapı Palace otellerinin maskelerinin düşmesine daha çok var. Hala pastişler ve “gibi olanlar” daha çok prim topluyor “piyasa”da. Bu beşlinin daha fazla müşteri kazanmak gibi bir öngörüsü olsaydı, “gençliklerinin verdiği esneklikle” bu yollara girer ve tozunu da attırırlardı, emin ol...

Öte yandan, Tanyeli’nin yazısında üzerinde durduğu, beşlinin söz konusu talebi karşılamaktaki becerisinin, aynı zamanda bu mimarlığın ortaya çıkış ve varoluş sebebi olmadığını da en azından kendi kişisel görüşüm olarak vurgulamalıyım. Başka bir deyişle, benim yaptığım mimarlığın, Tanyeli’nin tanımından bazılarınca yanlış anlaşılabileceği üzere, “refleksif” bir “iş” olmadığını belirtmeliyim. Senin sorun, aklıma bu türden bir yanlış anlama korkusunu getirdi.

Gelelim “eylem farklılıkları” meselesine. Evet, eylemler farklı. Bitmiş ürün üzerinden değerlendirildiğinde, yapılan da farklı. Tasarım yöntemleri, yaşam biçimleri, hatta giysilerimiz bile önemli farklılıklar içeriyor. İş alma, müşteri ilişkileri gibi konularda da her birimizin kişisel yöntem ve davranış biçimleri var. Ama tüm bunlar, Tanyeli’nin söylediklerini değiştirmiyor.
Emre Arolat offline   Alıntı Yaparak Yanıtla