|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 20-06-2001
Mesaj: 44
|
Cube
Arolat Mimarlığın mirasını aldığımı düşünmüyorum doğrusu. Tanrı korusun!
“Türk Beşleri” konusunda “arif”in de bir sorusu var. Bu konuya, o sorunun cevabında tekrar değineceğim. Ancak bu noktada, kişisel olarak çok önemsediğim bir konuyu vurgulamak istiyorum:
Türkiye’de mimarlık eleştirisi konvansiyonu, Türk tasarımcısının ürünleri üzerinden yapılma yönünde gelişmemiştir. Bunun sonucu olarak da “kuram” ve “pratik” sanki birbirlerinden kopuk iki ilgisiz bağlama dönüşmüş, Kuramcı-Pratisyen gibi iki ayrı kutup kendiliğinden oluşuvermiştir. İlk aklıma gelen, Bülent Özer, Suha Özkan, İhsan Bilgin, Gürhan Tümer, Aydan Balamir, Aykut Köksal, Mine Kazmaoğlu, Tansel Korkmaz, Bülent Tanju, Sercan Yıldırım ve Ali Cengizkan gibi isimler, bu türden, yani yerli tasarımcıların ürünleri veya mesleksel duruşları üzerinden değerlendirmeleri, evrensel nitelikte yapabilecek donanımda kişiler. Bu kişilerin eğitici ve eleştirici kimlikleri, tasarım üretme kimliklerinin önünde olmasına karşın, sözgelimi, yeni sonuçlanan bir yarışmanın projelerinin değerlendirilmesi pek de bu kişiler tarafından yapılmaz. Daha da kötüsü, Türkiye’de uygulamada gerçek düşünsel bir sancı yaşayarak üreten az sayıdaki tasarımcının ürünleri, bu eleştirel ortamdan nasiplenemezler bir türlü. Bu “iş”lerin ne kadar para kazandırdığı, ne kadar satılabilir olduğu gibi, düşünsel bir derinlik içermeyen, sığ bir zeminde tartışıldığı ile kalır genellikle bu ürünler.
Son dönemde, Uğur Tanyeli, Arredamento Mimarlık Profilleri üzerinden, bu kopukluğun ilacı olabilecek “köprü”leri kuruyor. Kendisinin bunu, yukarıda anlatmaya çalıştığım kopukluğa bir çareymiş gibi değerlendirip değerlendirmediğini veya böyle bir köprüyü kurmak gibi bir amacının olup olmadığını bilemem. Ama kişisel olarak çok iyi bildiğim bir durum, onun “profiller”deki değerlendirme yazılarının, “uygulayanlar” tarafından çok önemseniyor olduğu. Uygulamacının bu konudaki “aç”lığı, bu önemi körüklüyor. Bu yazıların, ortam için faydalı, dahası elzem olabilecek “polemik”leri yaratıyor olduğu da başka bir gerçek. Baksanıza, Bir “Türk Beşleri” saptaması üzerinden neler konuşuluyor...
İkinci sorunuza gelince;
Okulda, özellikle Türkiye’deki pek çok okulda, öğrencilerin hiç de iyi bir eğitim aldıklarını
düşüncesinde değilim. Öğrenciler bürolara hazır gelmiyor. Çok ayrıcalıklı birkaç örnek dışında, bırakın tasarımda ciddi bir rol almayı, projeyi okuma yetkinliğinden dahi yoksunlar. Durum böyle olunca, en başarılı yeni mezunların bile en az 3-4 yıl büro içinde eğitilmeleri gerekiyor. Bu eğitim de o büroda, o kişiye yapılan bir yatırımdır esasen ki, her dönemde de olanaklı değildir. Belirli bir tasarım niteliğine erişmiş bürolar için çok genel bir durumdur bu.
Arolat bürosu da -altını çiziyorum, Emre Arolat’ın bürosu değil- zaman zaman bu okul sonrası eğitimi yüklenmiştir. Ancak Büro’nun 41 yıllık geçmişinde yeteri kadar “eğitici” bir platform oluşturduğunu söyleyemem. Bu konu, birinci kuşakla çatışma konularımızın başında gelir ve son yıllarda bizler için gerçekten üzerinde durulan bir sorun olarak algılanmıştır. Bu dönemde, Barış Kansu, şu anda yapım aşamasında olan Bursa Fomara yapısında tasarıma ciddi bir katkı koymuş, İsmail Karatay’da Japonya’da yeni girdiğimiz bir yarışmanın tasarımında üst düzeyde sorumluluk almıştır. Alaaddin Öztürk ise1997 yılından beri bizlerle birliktedir ve bu dönemde üretilen pek çok yapının özellikle uygulama projesi aşamasında değerli katkılar koymaktadır. Barış, şu anda İsviçre’de büyük bir büroda önemli görevler üstleniyor. İsmail ise okul sonrası eğitimini bizim büroda birkaç yılda tamamlayacak ve böyle giderse iyi ve ahlaklı bir tasarımcı olacak. Alaaddin’in Arolat varoldukça çok önemli görevlere geleceğini düşünüyorum.
Hepsinin zaman içinde bu yapının gerçek ortakları haline gelmesi en büyük hedefim. Benim kafamdaki modelde, birlikte çalıştığımız bu arkadaşların, kendilerini mimarlık dünyasına, Arolat üzerinden kabul ettirmesi var. 5-6 kişilik, birbirini iyi tanıyan bir çekirdek grubun, 15 kişiyi aşmayan bir mimari personelle her türlü işin üstesinden gelebileceğine inanıyorum.
|