Tek Mesaj Görüntüle
Eski 20-05-2005, 17:44   #44
crucified
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 06-11-2004
Mesaj: 19
Tartışma, Oda'ya aidat borcu nedeniyle haczedilen mimarlar vesilesiyle başlamıştı, sonrasında doğal olarak dallanıp budaklanarak daha can alıcı konulara doğru ilerlemiş gibi görünüyor. Bu olumlu bir gelişme. Ancak tartışma sürecinde sürekli atlanan bir nokta var, bence o konuya da işaret etmek gerek.

Katılımcılar hep Oda'dan bahsediyorlar -sanki bir insandan ve tek bir iradeden söz eder gibi. Aslında hepimizin bildiği gibi Oda yekpare bir örgüt değil; orada etkin olmak için çaba sarfeden pek çok grup var. Bunların herbirinin amaçları, gündemleri, bir araya gelme ve eylemde bulunma şekilleri farklı.

Mesela Oktay Ekinci'nin gündemi Ankara Şube'nin gündeminden farklıdır. Ankara Şube'nin içindeki belli bir grubun gündemi ve öncelikleri de başkalarından farklıdır. Birkaç ay önce Ankara Şube'nin merkeze karşı yayımladığı o tuhaf üsluplu bildiriyi, ya da bu hadiseden bağımsız olarak yine yakın zamanda Ankara Şube yönetim kurulunun istifası ve yeniden seçilme sürecini hatırlarsak (ki orada olup bitenleri yakından takip etmediğim için bilemeyeceğim), "grup" derken neyi kastetiğim daha iyi anlaşılır.

Onun için Oda'nın icraatlarından bahsederken bunun hangi süreçte ve kimler taraından yapıldığını iyi bilmek gerekir. Sözgelimi Oda'nın içinde bir grup çalışan mimarların koşulları üzerine bir araştırma yapabilir, fakat devamında söz konusu araştırmanın sonuçlarının somut eylemlere evrilecek çıkarımlar için kullanılacağı garanti değildir. Sözgelimi kendi adıma hiçbir Oda yöneticisinin ücretli mimarlar için somut bir icraat önerisi ortaya koyduklarına şahit olmuş değilim. Acaba bunun nedeni nedir?

İcraatsızlık ve hedefsizlik sadece çalışanların durumu için sözkonusu değil, başka konular da var. Mesela mimari hizmetler için oluşturulmuş Asgari Ücret Tarifesinin şu anda piyasa koşullarında herhangi bir geçerliliği var mı? Mimarlar Odası var olan inşaat piyasasının koşulları içinde somut perspektifler oluşturabiliyor mu? Bugün komik rakamlara proje çiziktiren bürolar çoğunluktayken, Oda'nın bu durum karşısında mimarinin öneminden dem vuran boş bildirgelerden başka ortaya koyacağı somut bir eylem var mı? Ülkenin genel koşullarını bahane olarak gösterenler çıkacacaktır, bence bu tatmin edici bir itiraz değil. En azından şu yapılabilir: asgari ücret tarifesi geçerliliğini yitirmişse kendimizi kandırmayı bırakıp, piyasa koşullarının dayattığı fiyatları kendimize temel veri alrak oradan mücadeleye başlarız. Bunu yapabiliyor muyuz?

Kısacası Oda Türkiye'deki herhangi bir parti gibidir. Oraya iyi niyetle gelenler vardır, oraya kapağı atmış "odacılar" vardır, oranın saçma gündemiyle yatıp kalkanlar ve hayatlarını orada tüketenler vardır, kimbilir hangi çıkarı için Oktay Ekinci'nin o makamı doldurmaya devam etmesini isteyenler vardır, "kent-kamu-toplum-demokratik bilinç-eylem" gibi içeriği çoktan boşalmış lafları yuvarlayıp bültenler dolduranlar vardır, iyi niyetle Oda'ya gidenleri bezdiren demogoglar vardır vs. vs.

Bunları salt eleştiri olsun diye söylediğim sanılmasın lütfen. Tabii ki Oda örgütü içinde bazı güç odakları ve gruplar/grupçuklar oluşacaktır ve tabii ki kendi gündemlerini icraata geçirmenin yollarını arayacaklardır. Ancak mesleği neredeyse "odacılık" olmuş bazı grupların her dönem orada olması ve asla kendi uğraşlarına dönmeyi düşünmemeleri bence tıkanma nedenlerinden biridir -hem de en önemlilerinden.

Şurası açık: Odanın kesinlkle arınması gerekiyor. Fakat bunu yapabilecek bir örgüt yapısına sahip değiliz. Mevcut partilerin vasatı da bu durumda değil mi?
crucified offline   Alıntı Yaparak Yanıtla