Sayın neriman m.
Haklısınız, "niyet varsa mevzuat bahane..."
Sorusunun basit, yanıtının da kısa olduğunu belirttiğiniz konuya 10 yıldan fazla bir süredir bir çözüm bulamadığınıza göre, ortada gerçekten birden fazla problem var.
"Hak" kelimesinin çoğulu yani "saklı haklar" anlamına gelen "hukuk", tek yanlı kişisel ya da şuursuzluk keyfiyetlerinden oluşmaz. (Bunun bir de sorumluluklar karşılığı vardır.)
En azından iki kişi arasında geçerli olan, üçüncü kişi/ler içinde geçerli bir değere sahip olması halinde hukuki bir değer ortaya çıkar.
Hukuk üretme yeteneği de tek yanlı oluşan bir şey değildir.
İnsanlar sadece tek başlarına çözemedikleri sorunları çözmek için zorunlu olarak bir araya geliyorlarsa; bu insanileşmek/uygarlaşmak/sivilleşmek/hukuk üretme yeteneği geliştirebilmek için bir yeterlilik oluşturmaz...
Çünkü aynı zorunlu bir araya gelişleri hayvanlar da; karıncalar, maymunlar, kurtlar, arılar vb... bir çok hayvan kolonisi bunu başarmaktadır.
O halde insanca birarada yaşamanın ve ortak hukuk kültürü üretmenin başka koşullarla da destekleniyor olması gerekmektedir.
Birbirinden çok farklı koşulların biraradalığında karşılıklı hak, görev ve sorumlulukların yazılı yada yazısız hukuk değerleri ile birlikte "kesintisiz olarak" üretilmesi sırasında yasalar, yönetmelikler, vb, sözleşmeler, taahhütler, vb. kavramlar derece derece "o ilişki" alanı ile ilgili olarak ortaya çıkar.
Ergin/sosyal sorumluluğa sahip yurttaşlar için, TCK md: 44; "Yasaları bilmemek mazeret değildir." der.
Aynı Türk Ceza Kanunu'nun 46'ıncı maddesi: Akli melekesini kullanma yeteneğinde olmayan/ergin olmayan/asosyal/akıl hastaları/...'nın TCK Md: 44'ten "muaf" olduğunu belirtir.
Gerek anayasanın 132 - 135 maddelerinde yer alan TMMOB yasası(22 meslek odasını kapsayan birlik), gerek ilgili tüm yasalar, gereksede buna bağlı yönetmelikler, vb.
Bu ilgili belgeler, sözkonusu meslek alanlarından biri olan mimarlık mesleğinin uygulanması konusundaki hukuksal alandaki davranış koşullarını oluşturmaktadır.
Mimarlık mesleğinin icrası sırasında, yalnızca mimarlık mesleğinin hizmetlerinden tüketici olarak yararlanan vatandaşları değil, meslektaşların da birbirleri arasındaki olası haksızlık durumlarını önlemek amacıyla oluşturulmuş belgeler bütünü ile tariflenmiştir.
Mimarlar Odası;
Yalnızca serbest çalışanlardan oluşan bir yapı değil;... öyle olsaydı bir işveren sendikası olarak hizmet görürdü.
Yalnızca ücretli çalışanlardan oluşan bir yapı da değil;... o zaman da işçi/emekçi sendikası olarak hizmet görürdü.
Bir dernek hiç değil;... istediğinizde üye olur aidat öder, istemediğinizde ayrılabilirsiniz.
Demek ki ortada farklı bir toplumsal sözleşmeden söz ediyoruz.
Doğrudan insan hayatına (1999 depremini hatırlayın olmadı, insanlara hayatı zehir eden yapılanmaları düşünün. Ama yine de insanların onur duyduğu eserleri ortaya koyan meslektaşlarınızı düşünün, ...) müdahale eden mesleği icra ederken yerine getirilmesi gereken sorumluluklardan
sadece biri üzerinden hareketle;
sınırları yasalarla belirlenmiş, ancak yönetmeliklerini genel kurullarında üreten bir yapıdan söz ederken "zorunlulukların" nedeni konusuna
tek boyuttan bakılırsa tabii ki "niyet varsa mevzuat bahane" halini alacaktır.
Bu nedenle her basit sorunun yanıtı, basitçe yanıtlanacak kadar basit değildir. ( İsterseniz ben size başka bir basit ve "faydali"soru sorayım: "Yalnızca pegel ve ölçüsüz/üzeri işaretsiz/ cetvel kullanarak herhangibir açıyı üç(rakamla:3) eşit açıya bölünüz?..." Bu da "zor olan basiti çözmektir." sözüne örnek olsun

)
Bir meslek alanına "aidiyetin" gereği olarak
sorumluluğu kabul beyanlarından sadece biri anlamına gelen "aidat"ın günlük: 23 YKR; aylık: 7 YTL; yıllık: 84 YTL bedelini sorgularken;
her türlü sorumluluğunun bilincinde bir mimar olarak mı, yoksa (bir yazıda bonus'tan söz edildi) bir süpermarkette promosyon peşinde koşuşturan duyarlı müşteri olarak mı düşünmektesiniz?
Alıntı:
|
Orijinal metin neriman m. tarafından gönderilmiş
aslında yazıda sorulan çok basit ve cevabı sadece tek cümleyle verilebilmesi gereken bir soru var. aynı soruyu kendi dilimden sorayım:
maaşlı çalışan bir mimarım ama neden serbest çalışan bir mimarMIŞ GİBİ aidat ödüyorum? veya mimarlık yapmasam da, (diyelim ki ilk 10 yıl başka bir iş yaptım) mimarlık okulundan mezun olduğum andan itibaren neden böyle bir zorunluluğum oluyor?
(bu sorunun cevabı için mevzuat/ yönetmelik gibi zaten dolambaçlı laflarla yazılan tonlarca metinlerde yazanların ne olduğunu sormuyorum, aman copy-paste'lerle laf uzatmayalım!!) basitçe, bu işin mantığını anlayan var mı?
|