|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 195
|
Aydan Balamir'in Yeni Mimar'da çıkan yazısı
Aydan Balamir'in Yeni Mimar'da çıkan yazısı
Alıntı:
Mimarlar Odası MYK Başkanlığı’na
İlgi: 01-09/2332 sayılı ‘görevden alma’ yazınız
UIA-2005 Kongresi Bilim Komitesi sekreterliği ile Komite üyeliği görevlerimden alındığımı bildiren MYK kararı, 21 Aralık tarihinde iletildi. Kongre Başkanı Suha Özkan’ın 3 Ocak 2005 tarihli istifa mektubu nedeniyle, ilgili belgeleri derlemeyi beklemeden, notlarımı toparlamanın doğru olacağını düşündüm. Oda resmi dökümanlarının doğru üretilmesi gereğiyle, karar metninin yanlış bulduğum yönlerini dikkatinize sunuyorum:
1. Görevden alma yazısı, öncelikle biçim olarak yanlıştır. Karar, Mimarlar Odası’nın yerleşik usullerine uymayan bir şekilde, tek yanlı bilgiler dikkate alınarak verilmiştir. Kimlerin şikayet sahibi olduğu ve sorunun MYK’ya ne şekilde aktarıldığını bilmediğim gibi, iddialar hakkında görüşümün alınmasına da gerek duyulmamıştır. Konuya yabancı olan MYK üyelerine yeterli bilgi/belge sunulmadan, “kanaat oluştuğu” söylenmektedir. MYK’nın UIA 2005 organizasyonunda da görevli iki üyesinin (Necip Mutlu ve Fatih Söyler) anlatıları üzerine karar verilmiş olduğunu varsayıyorum. Bu durumda Mutlu ve Söyler’in, deyim yerindeyse ‘hem savcı hem yargıç’ konumunda oluşları, ve 50 yıllık çalışma geleneği olan bir kurumda kişilik haklarını ilgilendiren kararların “kanaat” yoluyla alınabiliyor oluşu, şaşırtıcı ve üzücüdür.
2. Tarihi belirtilmemiş bir MYK toplantısında alınmış kararın asgari nezaket ölçüleri dışında bir tarzda iletilme biçimi ve zamanlaması, konunun bir diğer yönüdür. Komite sekreterliğinden uzun zamandır ayrılma isteğim herkesçe bilinmekte idi; yeni isim arayışımız yaz aylarında başlamış, ve İTÜ Mimarlık Bölümü’nden değerli meslektaşım Belkıs Uluoğlu ile Ekim başından bu yana işleri paylaşmamla, yeni bir aşamaya girmişti. Haziran’dan Kasım sonuna kadar fasılalarla devam eden, özet sahipleriyle defalarca mektuplaşmalar sonucunda biriken binlerce yazışma, görevden ayrılmaya olanak tanımadı. Fakültelerde oluşturulan hakem listeleri konulara göre düzenlenip, bildiri özetleri Aralık başında hakemlere dağıtılmak üzere hazır edildiği sırada, UIA 2005 ofisinde bir ‘operasyon’ düzenlenerek, kongre dökümanları usulsüz olarak yüklenici firmaya aktarılmış bulunuyor. (Bkz. 3. b ve d maddeleri.) Bu sırada bir haftalığına yurt dışında idim, ve Suha Özkan’dan telefonla edindiğim özet bilgi üzerine, görevi Uluoğlu’na devretme umudumu dile getirdim. Dönüşümde, 18 Aralık’taki Bilim Komitesi toplantısı için İstanbul’a gittim. Belkıs Uluoğlu devam etmeye istekli değildi. Elimizdeki son yazışmaları 19 ve 20 Aralık tarihlerinde yardımcımız Barış Onay’a aktarıp, görevi bırakışımız konusunda Bilim Komitesi Başkanı Doğan Kuban’ı aradık. MYK’nın Deniz İncedayı’yı görevlendirmiş olduğunu böylece öğrenebildik. Ertesi gün Bilim Komitesi üyelerine, sekreterya görevini İncedayı’nın sürdüreceğini bildiren notumu yazdım; aynı gün MYK’dan gelen yazı ise, aslında İncedayı’nın komite üyeliğine, Onay’ınsa sekreteryaya atandığını bildiriyordu. Bir aya varan bir süre zarfında sessiz kalınarak elimizdeki işleri bitirmemizin beklenmesi, şikayet sahiplerinin içtenliksiz davranışına olduğu kadar, meslektaşları hakkında isabetsiz endişelerine de işaret etmektedir.
3. Görevden alma yazısı, içerik olarak muğlak, eksik ve yanlış saptamalara dayalı olup, şahsıma yönelik iddiaların ayrı ayrı düzeltilmeye ihtiyacı vardır:
a. “Kongrenin sağlıklı ve başarılı şekilde sonuçlanmasını olumsuz yönde etkileyecek önem ve büyüklükte iş ortamı uyumsuzluklarının yaşanmasına neden olan” ifadesindeki “uyumsuzluklar” ile kastedilen, UIA-2005 hazırlıklarına yönelik açık eleştirilerimin yarattığı rahatsızlık olsa gerektir. Eleştirilerim büyük ölçüde yüklenici firmanın icraatına, kısmen de Organizasyon Komitesindeki profesyonel kadronun performansı, iletişim kurma ve karar verme biçimlerine yöneliktir. Söz konusu eleştirilerin Oda çıkarlarını ve kongrenin başarısını gözetir mahiyette olup olmadığı, kongre hazırlıkları süresince biriken yazışma külliyatına bakılarak anlaşılabilir. Bakılmasını kolaylaştırmak için, arşivimdeki UIA yazışmalarını baştan aşağıya tarayarak, düzenli bir seçki oluşturmaktayım.
b. “Çalışmalarda kişisel tercihlerini kurumsal tercihlerin üzerinde tutarak ürün alınmasında aksaklıklara ve gecikmelere neden olan” şeklindeki iddiayı kabullenmem söz konusu değildir.
(i) Görev sürem içinde Oda’yı temsil edecek kalibrede iş yapılması için hangi konularda ısrarlı ‘nitelik tercihlerim’ olduğunu, gecikmelere ve kaynak israfına yol açan isabetsiz kararlara ve firma çıkarlarına uygun kimi tercihlere direnişlerimi, ilgili yazışmalardan izlemek olasıdır.
(ii) ‘Kişisel tercihler’ konusunun açık şekilde ifadesine yardımcı olmak üzere, bilgilerinize sunayım: Bildiri değerlendirilme sürecinin, ‘online işletim programı’ kullanılarak yüklenici firmanın yan kuruluşu tarafından yürütülmesi için bana yoğun baskı yapılmıştır. Önerilen program, Kongre’nin tematik yapısına ve belirlenmiş hakemler grubunun özelliklerine uygun değildi; sürecin yarı manuel bir sistemle ve mesleğin içinden, güvendiğim bir ekiple birlikte yönetimi için, bu hizmetin Kongre web sayfasını ve özetlerin toplanmasını zaten yürütmekte olan ARKİTERA’dan alınmasını istedim. Bu isteğe karşı çıkılmayıp, kaçamak yanıtlarla konu aylarca sürüncemede bırakıldı –usulsüz bir ‘operasyon’ ile iş firmaya aktarılana kadar.
(iii) Aralık 2003-Mayıs 2004 tarihleri arasında Arkitera’yla birlikte, Web üzerinden uluslararası bir logo yarışmasının yönetimini gönüllü olarak üstlenmiştim. UIA 2005 için yapılmış bu en kapsamlı kampanya, yüklenici firmanın en ufak bir katkısı olmadan, kendi kaynağını yaratarak başarıyla tamamlandı. Dolayısıyla, Arkitera ile çalışma isteğim keyfi bir ‘kişisel tercih’ olmayıp, disiplinli, uyumlu ve kavrayışı geniş bir ekibe duyduğum güvene karşılık, yüklenici firma kadrosunda gözleyebildiğim sistematik yetersizlik ve presizyon eksikliği nedeniyledir.
(iv) MYK’nın beni şu konularda aydınlatmasını beklerim: Sorumluluğu bana verilmiş bir işte kiminle çalışmanın daha verimli ve işin doğasına uygun olacağını ifade etmemden daha normal ne olabilir? Firma yöneticileri ile Oda profesyonellerine tanınan tercih hakkının Kongre için gönüllü hizmet verenlere tanınmayacağı yönünde bir içtihat mı vardır? Firmanın, birlikte çalışmam için bana baskı yapılan yan kuruluşu, ne bakımdan “kurumsal tercih” sayılmaktadır? Hiçbir organik bağım bulunmayan Arkitera’yı liyakat temelinde destekleyişim nedeniyle, beni töhmet altında bırakmaya kimin hakkı vardır?
(v) Yazıda geçen “ürün alınmasında aksaklık ve gecikmeler” teşhisi de tamamen isabetsizdir. Hakemlik sürecinde bir gecikme varsa, nedenleri Bilim Komitesi’nin bilgisi dışında iş kotarılmasında aranmalıdır. Yaşanan diğer kronik aksaklık ve gecikmeleri kavramak içinse, Suha Özkan’ın 28 Nisan’daki ilk istifasının gerekçeleri başta olmak üzere, çeşitli yazışmalara bakılabilir. Sorumluluk sınırlarım içinde bir konu aranır ise, yalnızca 2. Bülten’in hazırlığı sırasında yaşananların dökümü, güvenilir bir belgedir. (Eleştirilerim karşısındaki rahatsızlığın, bu dökümden sonra kesifleşmiş olması tesadüf değildir.)
c. “Kongre çalışmalarına ilişkin kişisel yorum ve düşüncelerini Kongre ve Oda kurullarının onayı olmaksızın doğrudan UIA Genel Merkezi'ne iletip UIA yönetiminde Kongre çalışmalarının gidişatı hakkında endişe yaratmaya yönelik girişimde bulunan” iddiasıyla ilgili olarak:
(i) Burda kastedilen, 2. Bülten’in editoryal işlerini paylaştığım UIA görevlisi Patricia Menuer ile 29 Kasım tarihli yazışmamız olsa gerektir.
(ii) Söz konusu yazışmada “kişisel yorum ve düşüncelerim” yer almamıştır. Matbaaya verilmek üzere bülteni son kontrolümden (7 Eylül) tam 79 gün sonra, Paris’teki UIA ofisine Rusca bülten teslimatı üzerine gelen (bana cc’li) hayret mektubuna verdiğim yanıt, konunun editoryal takvimine ilişkin kısa bir bilgi notudur.
(iii) “UIA yönetiminde endişe yaratmaya yönelik girişim” şeklinde, espiyonaj ihbarı gibi konu edilen yazışma gizli-kapaklı olmayıp, Fatih Söyler ve Sena Altundağ’a cc yapılmış, ve son Bilim Komitesi raporuna da eklenmiştir.
(iv) Aksaklık ve gecikmeler, özet teslim tarihinden 13 gün sonra Rusca gelebilen bültenlere bakılarak, UIA-Paris ofisinden yeterince algılanıyor olmalıdır; bunun için benim tefsirime ihtiyaç yoktur.
(v) İş gereği sürekli yazıştığım birinden gelen, ve hazırlanmasından sorumlu olduğum ürünün, firma tarafından gecikmeli ve yanlış dağıtımı ile ilgili bir mektubu yanıtlamak için “Kongre ve Oda Kurullarının onayını” almam gerektiğini bilemedim. Bunlar hangi kurullardır hala bilmiyor, ve Oda’da hüküm süren rejimi adlandırmakta zorlanıyorum.
(vi) Firmanın ihmalleri ve isabetsiz personel seçiminden kaynaklanan aksaklık ve gecikmelerin ‘devlet sırrı’ anlayışıyla saklanması; ve ihmali bulunanların korunup görevini yapanların cezalandırılması, Mimarlar Odası’nın tarzı olamaz.
(vii) “Kongre çalışmalarının gidişatı hakkında endişe” duyulması, söz konusu yazışmadan tamamen bağımsızdır. Geçtiğimiz haftalarda bizzat Mimarlar Odası Başkanı Oktay Ekinci, endişelerini meslek topluluğuna yazılı olarak duyurdu. UIA kanadındaki endişeler ise Konsey toplantılarında ve Oda’ya fax’lanan mesajlarda epeydir dile gelmektedir. Bütün bu endişelerin kaynağı, Patricia’ya 29 Kasım’da yazdığım “tercümeler geç geldi, tasarımcı da çok yoğun” mesajı olabilir mi? Neden-sonuç ilişkisi geriye dönük olarak ve “kelebek kanadı etkisi” ile mi açıklanmaktadır?
d. “... ve bu girişimi ile çalışma arkadaşları üzerinde güven sorunu yaşanmasına neden olan” iddiasında “çalışma arkadaşları” olarak tanımlananlar, duydukları güvensizliği önce benimle tartışmak yerine, konuyu doğrudan MYK’ya mı şikayet etmişlerdir? Bana yöneltilmiş tek bir soru olmaksızın, bulunmadığım bir ortamda suni bir güven buhranı yaratılmış olduğunu gayet iyi anlıyorum. UIA ile yazışmanın bütünü değil parçaları üzerinden spekülasyon yapılmış olduğunu da sonradan, yazışmanın tümünü Suha Özkan’a yollamam sonucunda anlayabildim. Yazışmanın bölümleri üzerinden, muazzam bir ‘güven sorunu’ doğmuş olabileceğini bir an için varsayalım. Böyle bir durumda MYK’nın görevi, bizzat “Oda yetkili kurulları” tarafından bana teslim edilmiş bir işe usulsüz bir şekilde el konulmasına destek vermek mi olmalıdır? Ciddi bir güvensizlik ortamı oluşturan esas konu, özetle şudur:
(i) Bilim Komitesi’nin sorumluluğundaki bildiri değerlendirme (hakemlik) süreci, bulunmadığım bir toplantıda, telefonla haber verme gereği dahi duyulmadan, Organizasyon Komitesi tarafından durdurularak firma isteğine uygun biçimde değiştirilmiştir.
(ii) Belkıs Uluoğlu ile birlikte titizlikle yürütmekte olduğumuz hakemlik sürecinin tüm verileri, bize yardımcı olmak üzere işe alınmış Barış Onay’dan usulsüz bir şekilde teslim alınarak, haberimiz olmadan, ve son teslimler işlenip kontrolleri yapılamadan, yüklenici firmanın yan kuruluşuna aktarılmıştır.
(iii) Böylece, çok sıkışık bir takvime göre planlanıp uygulamaya konmuş bir sürecin yöntem bütünlüğü ve ince ayarları yokedilmiş, takvimde gecikmelere ve değerlendirmede sağlıksız verilere yol açacak bir sisteme geçilmiştir.
(iv) Burada söz konusu olan, yüzlerce bildiri sahibinin Türkiye Mimarlar Odası’na ve ismi açıklanmış Bilim Komitesi ve sekreteryasına güvenerek yolladığı kişisel dökümanlarıdır.
|
|