|
büyüklük
Rem Koolhaas, SMLXL'da Large bölümünün başında "Bigness" üzerine bir yazısında
1- bir bina belirli büyüklükteki bir hacimden sonra "büyük bina" sınıfına girer bu büyüklükteki bir binada birtakım mimari jestler ve oyunlar anlamsız olur.
2-asansör ve benzeri mekanik çözümler kompozisyon, ölçek, oran, detay gibi klasik mimarlık repartuarını çöpe atmıştır. Büyüklük(Bigness) sözkonusu olduğunda "Mimarlık Sanatı" geçersizdir.
3-Büyüklükte (Bigness) çekirdek ile zarfın arasındaki mesafe, zarfın çekirdeği yansıtma görevini ortadan kaldırır;dışarıdan gördüğünüz içeridekini yansıtmaz. Şehir kararlılıkların ve kesinliklerin topluluğu yerine belirsizliklerden ve sırlardan oluşan bir yığın haline dönüşür.
4-Büyük binalar iyi veya kötü çerçevesinde değerlendirilemezler, yarattıkları etkiler kalitelerinden bağımsızdır.
5-Büyük binalar mimarlığın ölçek, kompozisyon, gelenek, şeffaflık, etik gibi kurallarını parçalar. "Büyüklük" şehir dokusuna ait bir şey değildir. "It exists; at most, it coexists. Its subtext is fuck context"
diyor.
1. sorum: bu önermelere katılıyor musunuz? (İhsan Bilgin'le yaptığınız söyleşide Çatalhöyük projenizde projenin büyüklüğü ile iddiası olduğunu ve bina olmadığını belirtmişsiniz)
2. sorum: genelde projeleriniz Koolhaas'ın "büyük bina" tanımlamasına girmeyecek ölçekte. (Çatalhöyük hariç) Detaylar, malzeme seçimleri çok yalın ama bir o kadar da titizlikle ve çok emek harcanarak çalışılmış. "Büyük" bir bina projesi şehir dokusu içinde yapılmak üzere size gelse, (örneğin Gökkafes, Swissotel, Perpa gibi) o binayı şehir dokusu içine Koolhaas'ın belirttiği kriterlerle yerleştirmeyi etik olarak doğru bulur musunuz?
3. sorum: Yukarıdaki soruya cevabınız evet ise Gökkafes (ya da Swissotel) projeleri size gelse geri mi çevirirdiniz? Neden?
Teşekkürler.
|