Projenizi herhangi bir tasarım ya da mimarlık dergisinde yayınlatamamış olmanız çok ilginç geldi. Oysa dergilerin farklı insanların yaptığı projeler çok ihtiyaç var kanımca. Zaten malzeme sıkıntısı çeken ve kendilerini tekrarlamaya başlayan dergilerin bu tutumunu anlayamadım.
Projeye gelince: Ben Ankara'yı çok iyi bilmiyorum. Her ne kadar metin ile de desteklense de insan yorumlarını gördüklerine göre yapıyor daha çok. Resimlerden gördüğüm kadarı ile aydınlatmaya oldukça ağırlık verilmiş (5 resimden 4'ü gece görüntüsü) aksiyal bir düzene sahip bir yaya yürüyüş bölgesinden oluşuyor proje sanırım.
Bana kalırsa bu tip meydan düzenlemelerin en büyük hatası, gerçeklerle bağdaşmayacak bir kullanımın amaçlanması. Kadıköy-Harem düzenleme projesinde de hemen hemen bütün projelerde de görünen bir hataydı bu bence.
Alıntı:
|
Kentsel merkezi alanların yeniden önem kazandığı ve kentsel peyzajın değişiminin sorgulandığı yeni binyılda meydan düzenlemelerinin, temel dinlence ve toplanma işlevleri için değil, insanın hayal gücünü zorlayan ve artıran “soyutlamalar”, görsel deneyimlerini çoğaltan düzenlemeler ve “izletme-bilgilendirme” eylemlerine yönelen tasarım anlayışı, proje alanının tasarımında temel kriter olmuştur.
|
görüşüne katılmıyorum (en azından Türkiye sınırları içinde) çünkü ne kadar bu amaçlarla tasarlanırsa tasarlansın bu proje ya da başka hiç bir meydan Türkiye'nin işporta, rant, vandalism, ayakkabı boyacıları, selpakçı çocuklar, kuytu bölgelerin tuvalet olarak kullanılması, yaya bölgelerinin taşıt araçları tarafından ihlal edilmesi gibi gerçekleriyle uyuşmuyor. Yukarıdaki önerme çok idealize edilmiş bir ortam için uygun düşebilir ancak, gerçekler henüz o seviyeye gelmemizi engelliyor sanırım.
Bu yüzden bu tip kamuya açık mekanlarda tasarımcıların gerçekleri yok farzedip, herhangi bir Avrupa ülkesindeymişcesine projelerini tasarlamalarını yanlış buluyorum. Bir an önce gözününden kalkmalarını dilesek de yukarıda saydığım Türkiye gerçeklerinin en azından bu tip projelerde düşünüldüğünü görmek istiyor insan.