Bir büro yanında çalıştırdığı mimarlarına, Mimarlar Odasının belirlediği asgari ücreti verdiğini ispat ederek Büro Tescili alıyordu eskiden. Hala öyle mi bilmiyorum. Pek çok saygıdeğer mimarımız yanlarında çalışanları mimar olarak göstermiyorlardı. Yıllar önce Ankara Şubesi'nde Özel Sektörde Ücretli Çalışan Mimarlar Komisyonu isminde bir Komisyon vardı. Bir araya gelip sorunlarımızı, sorunun kaynağını, çözüm yollarını tartışıyorduk. Ciddi tepkiler aldığımızı söyleyebilirim. Büro sahiplerinden gelen eleştiriler içinde kayda değer olanlar da vardı elbette. Bu çarpışmalar yaşanmadı değil aslında, yaşandı. Ama çok cılızdı. Sonrasında bu komisyon seçimi kazanan diğerlerince ilgisizlikten devam ettirilmedi. Sanırım şu anda benzer çalışmalar yapan bir komisyon hiçbir oda şubesinde de yok.
Aslında anlatmaya çalıştığım şey, bu işlerin mücadeleyle olacağıdır. Nasıl işveren mimarların dernekleri var, birlikteler, ücretli çalışanların da aynı şekilde bir çatı altında (ki oda bu çatıyı gelen isteğe göre sunacaktır) birlikte mücadele etmeleri gerekir.
Öncelikle kendimize ne kadar değer biçtiğimiz önemli. Piyasada sayımız hayli fazla ve asgari ücret teklif eden mimarın teklifini kabul eden çok fazla 'aç' insan var. Onların olduğu bir piyasada ücretlerin iyileşmesini ben pek mümkün görmüyorum.
Çuvaldızı kendimize batırmak güzel de tek başına batırılan çuvaldızlar bölgesel acılar verecektir. Buyrun toplu acı çekmeye!