- Öncelikle şunu bir daha hatırlatmakta yarar görüyorum. Proje temelde Space Syntax yönteminin uygulanmasını amaçlamaktadır. Bu çerçevede, bir kentsel dönüşüm projesinin uygulanmasının çok disiplinli bir süreç gerektirdiğinin bilincinde olmakla beraber, projenin hedefi nedeniyle konu ile doğrudan ilgili mimarlık, şehircilik gibi disiplinlerin katılımı İdarece yeterli görülmüştür.
Uygulama söz konusu olduğunda elbette imar hukuku, şehir sosyolojisi, ekonomi-finans, altyapı vb disiplinlerin katılımı söz konusu olacaktır.
- Proje ile önerilen arazi kullanımları basın organlarında yansıtıldığı gibi sadece turizm, yeme-içme, finans vb kullanımları içermemektedir. Bu fonksiyonların tümüne birden haydi gidin demek elbette mümkün değildir. Ama depo, imalat gibi fonksiyonların uzaklaştırılmasıyla kullanımların konutları da içeren karma kullanımlara dönüşebileceği düşünülmüştür. Şehirlerin gelişim süreci içinde konut-ticaret, sanayi-açık alan, sanayi-ticaret gibi dönüşümler ağırlıktadır. Burada yapmaya çalıştığımız sanayi-konut(/ticaret), depo-konut(/ticaret) dönüşümleriyle karma kullanımı özendirmektir. Galata Bölgesi'nde -gentrification'a dayalı-bu tür dönüşümlerin başladığı da bir gerçektir. Örneğin Doğan Apartmanı'nda daire fiyatları 160 - 200.000 $ civarındadır. Bu fiyatların oluşmuş olması talebi gösterir. Galata Meydanı civarında restore edilen yapılar, çatı katları, Anemon Oteli, Fransız Sokağı hep bu dönüşümün sonuçlarıdır. Yabancıların mülk edinmesiyle ilgili yapılan yasal düzenleme ile bazı uluslararası yatırımcı/finansör kuruluşların Taksim-Perşembe Pazarı arasındaki bölgeye ilgi göstermeye başlamış olmaları, bu dönüşümün hızlanacağının işaretleri olarak yorumlanabilir.
Galata Bölgesi olarak bakılırsa, böyle bir projeyi hayata geçirmek için şu anda orada oturanlardan izin almak gibi bir düşünce bence izlenebilecek bir yöntem olamaz. Bölge bir çöküntü bölgesidir. Genelleme yapmak belki doğru değil ama, bölgenin yapısıyla sokağıyla günümüze kadar gelebilmiş tarihi dokusunu oluşturanların şu anda orada oturanlar olduğunu söylemek pek mümkün değil sanırım. Bölge kültürel miras açısından çok değerli bir bölge olmasına rağmen onu gelecek nesillere aktaracak olanlar bugün içinde yaşayanlar değildir. Tarlabaşı Bulvarı ile Kasımpaşa-Dolapdere arasındaki üç mahallede -ki hem sosyo-ekonomik hem de tarihi doku olarak Galata'yla büyük benzerlik gösteriyor- tescilli sivil mimarlık örneklerinde oturanlar arasında yaptığımız bir alan araştırmasında; konutlarda oturanların tamamının en erken 1965-70'lerde İstanbul'a göç ettikleri, kiraları ucuz ve akrabalara yakın olduğu için o bölgede oturdukları, imkanları olsa bir an bile orada kalmayacakları ve evlerinin eski ve bakımsız olduğunu, yıkılıp yerine "modern" betonarme binaların yapılması gerektiğini düşündüklerini belirlemiştik. Galata'da yapılacak benzer bir araştırmada bundan farklı bir sonuç çıkacağını zannetmiyorum. O nedenle önceki mesajımda da söylediğim gibi Tarihi Yarımada ve Galata gibi korunması - ama aynı zamanda yaşatılması - gereken bölgelerde koruma, yenileme, dönüşüm gibi girişimler halka sorarak uzmanına bırakılarak gerçekleştirilmelidir.
- Proje alanı ile ilgili bir şemayı mesaja ekliyorum.
|