|
Quo vadis Türkiye?
Bizim İngilizce öğrenmemizin ya da bize İngilizce eğitim verilmeye çalışılmasının ardında yatan neden çok basit aslında: biz kendi dilimiz olan Türkçeyi bile doğru düzgün konuşup yazamıyoruz da ondan! Bu forumda yer alan pek çok ileti bu savın çok açık kanıtlarını oluştuyor -yani Türkçeyi en azından düzgün ve hatasız yazması beklenen yüksek eğitimli kişilerin yazdıklarına (ya da 'yazamadıklarına' mı demeli?) bakınca içler acısı halimiz daha bir açıkça ortaya çıkıyor.
Türkçe ile neden bilim yapılamadığına gelince... Önce ortada bilim yapacak birilerinin olması gerekir. Böyle insanlar var Türkiye'de, ama bilimin gelişip serpilmesine olanak verecek zihniyet yok. Kendi kendinden hoşlanmayan, kendini hor gören, batı ile doğu arasına kısılıp kalmış, kendi kimliğini bulamamış, oluşturamamış bir milletin çocukları olarak bir kaç tane İngilizce kelime kullanarak içimizdeki aşağılık duygularını bastırmaya, çevreye hava atmaya çalıştıkça da düzeleceğimiz yok.
Zamanında çelik zırhlıları ile Çanakkale boğazından öteye geçemeyenler bugün Türk gençliğinin beyinlerinde kuruyorlar egemenliklerini. Kimileri buna batılılaşma diyor. Ben köleleşme adını daha uygun buluyorum. Kendi kendimizi peşkeş çekiyoruz 'uygar' ulusların istekleri doğrultusunda. (Ve görünüşe göre buna itirazı olan fazla kimse de yok!)
Bilim yapmak için illa ki İngilizce mi öğrenmek gerekiyor? Yoooo! Bildiğim kadarıyla Ruslar Amerikalılardan daha önce uzaya çıktılar. Rus bilim adamları bu işi İngilizce öğrenmeden yapmışlardı. Amerikalıların füze projelerinin başında Nazi Almanyasından devşirilmiş bir Alman bilim adamı vardı. İngilizce öğrenmeden çok önce pek çok ilke imzasını atmıştı. Pastör bulgularını gerçekleştirmek için İngilizce değil Fransızca kullanmıştı herhalde.
Buna benzer pek çok ayrıntı bilim yapılması için İngilizce mutlaka gereklidir gibi bir tablo çıkarmıyor ortaya.
Kaldı ki dünyadaki pek çok dilbilimci, yani linguistler, dünyadaki en mantıklı dilin Türkçe olduğu konusunda birleşiyorlar. Aslında dünyada hiç bir dil Türkçe'nin sahip olduğu bazı nitelikleri haiz değil. Türemeye bu kadar açık bir başka bir dil daha yok. Çünkü Türkçenin organik bir kimliği var ve yalnızca ekler yoluyla sayısız kelime üretme yeteneği var. Herşeyde olduğu gibi kendi özümüzü küçük görüp geliştirmeye çalışmadığımız gibi kendi dilimizi de geliştirmeye çalışmıyoruz. Ne yazık!
Bütün bu söylediklerime şunu ekleyip son vereyim: İngilizce öğrenmenin çok faydasını gördüm -kendi dilimi daha iyi kullanmasını, onun yapısını tanıma fırsatını buldum. Türkçenin olağanüstü kıvraklığının, yumuşaklığının farkına varabilmek için yabancı bir dil öğrenmek gayet iyi bir yol bence...
Herkese tavsiye ederim...
|