|
Aslında bu tartışmaya devam etmeyecektim çünkü, eleştiri ürün üzerinden yapılmalı. Kişiselleşmemeli ancak, yazdıklarımın da kişisel düzleme çekilmeye çalışılmasından sıkıldığım için vazgeçmiştim. Fakat Redrapsody'nin ''...evet kıskandım...''ı farklı bir düzleme çekilmesinden rahatsız oldum.
''... evet kıskandım...''ı, iş alma yöntemine ilişkin bir eleştiri olarak aldım (yanılmıyorumdur umarım) ve kesinlikle katılıyorum fikirlerine. Alpart'ın mealen ''... tane proje içinden seçildik'' sözü olabilir. Ama bakınız ODTÜ'nün davetli yarışmalarına ve Arkitera'nın yayınlama yöntemine. 1.,2.,3. belli ve fikirleri açık olarak yayınlanmış.
''yapabiliyorsan daha iyisini yap da görelim'' fikre değil, tutuma ilişkindir ve söyleyenin diploması değil belki ama hiç olmazsa IQ'su sorgulanabilir. Düşünce alanı dar olanla tartışılabilir ama olmayanla asla!
''Yırtıklar'' gelişigüzel değil! Kesinlikle değil,düşünülmüş! Ama görüntü üzerinden düşünülmüş. Yani görüntü tamamlanıncaya değin, ilahi kudret ile tasarımcı ilişkisi devam etmiş ama, ilahi kudret ''gerisini koyvermiş''...
Doğrusu iş alma yöntemini ben de çok kıskandım (gıpta değil bu!..).
Mesel şu ki, görüntüyü mimari için yeter sanıyoruz. Bilmiyorum, belki süreç böyle devam edecek ama mimarlık görünenin arkasında (elbette görünenle birlikte) bir yerlerde.
Alpart'a katılıyorum; elbette yanına, yöresine farklı programla gelecektir. Örneğin bu yapının sağına-soluna ilçe terminali veya başka programlar gelebilir ve bu yalnızca vaziyet planı revizyonuyla ilgilidir(!) Ve Redrapsody'nin dediği anlamda ''yeniden çözümlemeyi'' gerektirmez! Ne kadar ilahi bir çalışma olduğunun ilk işaretidir bu çünkü, ''Vaziyet Planı'' ilk paftadır. Ve üstelik ne şanstır ki, eklediğiniz her yapı (programlar) bir leke olarak görünür. İki boyutludur... Ulaşım, akış ve ilişkinin önemi yoktur(!) vaziyet planında.
''söve'' anıştırması ezberden ibarettir en son TBMM yarışmasında görülmüştür ve oradaki sorun ''söve ötesidir''.
evamı gelecek...
|