Tek Mesaj Görüntüle
Eski 28-05-2008, 23:04   #90
martin hayda gel
Arkitera Üyesi
 
İstanbul
Öğrenci
Kayıt Tarihi: 15-04-2008
Mesaj: 39
bir süredir proje hakkında yapılan (bazen de konudan saptığı görülen) tartışmaları izliyorum. şu ana kadar yapılan tartışmalardan bağımsız olarak algılanmayı isterim açıkçası. projenin anlatımına yönelik önümüzde olan görsellerdeki peysajdan başlamak istiyorum. vaziyet planında göremediğimiz bazı öğelerden oluşan bu imajlarda hiç otobüs görememiş olmak beni şaşırttı doğrusu. yapının etrafında sürekli olarak otobüslerin olacağını düşünürsek üç boyut algısının da onlardan bağımsız düşünülemeyeceği kanaatindeyim. arazi koşullarından kopuk renderları tanımsız ve yetersiz buluyorum. yol nerede, etrafta ne var ne yok, binanın dışında nasıl bir yaşam kurgulanmış görmek istiyor insan. tabi bunlardan bazıları planlardan da okunabilen şeyler ama madem üç boyutlu ifade kullanıyoruz neden eksik ve tanımsız bırakalım ki diye düşünüyorum. ayrıca bu tip durumlar kendimizi ya da projeyi anlatmak istediğimiz insanları da yanıltabilir.

bazı eleştirilere proje müellifi sayın alpart tarafından yapılan savunmalarda inşa edildiği zaman göreceğiz kabilinden ifadeler mevcuttu. inşa edilmiş bir yapıya bakmak ile kağıt üstünde bir yapıya bakmak arasında elbet fark var, ama kağıt üzerinde anlaşılma ihtimalini sonuna kadar kullanmayacaksak temsil ve temsil araçları da pek bir işe yaramıyor demektir.

projenin en çok tartışılan öğesi yırtılmış bir kabuk. sorulan sorulardan bir tanesi de herhangi bir yırtığın yeri veya açısı değişse ne fark eder. bence böyle bir kabuk yapma kararı bağlamsal olarak tutarlı bir zemine oturuyorsa ve sonuç olarak böyle bir kabuk oluşturma kararı alındıysa, sonrasında şekillenmesi işlevsel gereksinimlerle mimarın estetik bakışının bir karması olacaktır. o yüzden sorunun aslında anlatmak istediğinin bu kararın bağlamsal tutarlılığına dair taşınan şüpheler ve tatmin olamama durumu olduğunu düşünüyorum. radikal ve farklı olanı yapmak daha fazla tutarlılık gerektirdiğinden meslektaşlarımızın şüphe ve tatminsizliklerine de hassasiyetle yaklaşmak gerektiği kanaatindeyim. şahsen kendimin de tatmin olmadığını ve şüpheyle yaklaştığımı belirtmek isterim. başlığa dair mesajlarda ifade edilen bir gelişigüzel mimarlık kavramı vardı.bu benim açımdan kabul edilebilir değil. bence mimarlık gelişigüzel yapılabilecek bir şey değil, olsa olsa sezgilerin de işin içine dahil edilmesini barındırır ve barındırmalıdır ki bu da gelişigüzellikten kat be kat uzak bir kavramdır.

herkese iyi çalışmalar.

En son martin hayda gel tarafından düzenlendi : 28-05-2008 23:20
martin hayda gel offline   Alıntı Yaparak Yanıtla