Alıntı:
Orijinal metin indistinct tarafından gönderilmiş
Avrupa mimarlığını bir bütün olarak ele almak her zaman mümkün değil ki. İşin içine giren bir sürü dinamik var ve bütün bu dinamikleri yunan taklidi diye kestirip atmak oldukça saçma zaten.
Açıklayayım; avrupa mimarlığının merkezini İtalya olarak görmek yalnış. Ancak yine de batı kendisini Roma ile özleşleştirir. Neredeyse bütün kamu yapılarında Roma'ya gönderme mevcut. Bu, Roma İmparatorluğu'nun dünya hakimiyetini gerçekleştirmiş tek güç olmasıyla açıklanabilir. Yani batı mimarlığındaki Roma benzerliği daha çok siyasi anlam taşır.
Buna rağmen buna ters gidenler de var. Örneğin, Fransa. Fransız baroğunda düşey vurgu Fransız gotiğinin("Goth eşitdeğildir Grek/Roman") avrupada bıraktığı kimlikle ilişkilidir.
Bahsedilen şey zaten, Avrupa'ya gidip tarihi binaları görmenin aksine, Avrupa'yı okumakla alakalı.
Zaten başlık "Anadolu Görmemiş Mimarlar" değil farkettiyseniz, dolayısıyla mevcut konunun Avrupa' nın ne kadar Yunan taklitçisi olmasıyla da alakası yok. Gidip bütün Avrupa'yı Yunan taklitçisi diye okuyacaksanız da şöyle oturun bir soluklanın bence. Çok yorulmuşsunuz.
|
Bir önceki mesaja verilen bu cevabın yerinde olduğunu düşünüyorum. Benzer şekilde "kendi kültürümüz" olarak bahsi geçen mimarlık birikiminin de oldukça geniş bir alanı tanımladığını ve oturup konunun ayrıntıları görüşüldüğünde bu konuda fikir birliğine varmanın da oldukça güç olacağını hatırlatmak isterim.
Avrupa'ya takılanlara önerim Asya ya da Afrika'yı görmeleridir; ya da paşa gönülleri nereyi isterse orayı. Ama görmeden mimarlık olacağını iddia etmek bana oldukça tuhaf görünüyor.