|
Çatı ve duvarlarda ki yırtıkların fonksiyon olarak bir anlamı vardır muhakkak.
Ne fonksiyon olarak anlamı var ne de ortam yaratmaya ilişkin bir derdi var!.. GÖRÜNTÜ(!) üretmenin dışında kabuğun bir işlevi yok. Öyle olsaydı, kabuğun ürettiği hacmin tasarlanmış bir ortama dönüşmesi gerekirdi ki, öyle bir derdi de yok! Kabuğun ürettiği boşluğun (dötgen prizma) ağırlık merkezine eliptik bir geliş-gidiş holü, bu holün iki yanında kalan boşluğa da programlar basılmış!
İlk bakıldığında doğal olarak, kabuktaki yırtıkların (bu arada kesit ve model farklı şeyler söylüyor, çatıdaki yırtıklar için) ic mekan kurgusundan kaynaklandığı veya mutlaka ortamın (tasarımlanmış) ürettiği (veya sonucu) bir durum beklentisi boş! İlgisi yok!
Nevşehir'e (daha genişletirsek Kapadokya'ya) ne gibi katkı sağlayacak merak ediyorum.
Otogar olarak çalışamıyor bu yapı, kendi içinde inanılmaz tutarsızlıklar var, mekan örgütlenmelerinde fahiş hatalar var, dahası ortada mekan yok!... Ama ''heeey! burda ben varım'' diyen bir kabuk... Eeee?!
Baştan aşağıya YALAN bu yapı! Yapı denmeli çünkü mimarileşememiş bir OBJE var yalnızca.
Evet Merih Karaaslan'ın oteli için de söylenebilir bir çok şey ama karıştırmayalım. Kendi içinde çok tutarlıdır o otel. Biçim kaygısı öndedir ama biçimin karşılığı mekan örüntüsüne yansır. İçeride formun yansımalarını okursunuz. Burda böyle bir durum yok!
Kabuğun konstrüksiyonu bile yalan! Kalınlık üretmekten başka bir görevi yok (konstrüksiyon okunmadığı halde çok kolay anlaşılması).
Görüntünün de çevreyle ilgisi yok (bakınız uluslararası yayınlara, birden fazla örnek göreceğinize iddiaya girerim). Gravyeri çağrıştıran kitleyi Kars'a koysan ne olur? İçi boş bir gravyer.
Yapmayın n'olur!.. Tam da yarışmayla elde edilmesi gereken bir konu ama iş alınıp-verilip ihale bile edilmiş. Yazık edilmiş...
Tasarımcı ekibin niyetine saygı duyarım ama ''niyet'' yetmiyor görüldüğü üzre.
Kötü! Çok kötü!
Bütün bunlar kişisel görüşlerimdir ve neden yazdığımı da bilmiyorum.
|