|
İlk mesajın yazılma sebebi, (sizin de bahsettiğiniz) dilin bozulmasına ve bu bozulmaların "ilginç ve ironik bir şekilde" Arap elifbe'sinden Latin abece'sine geçiş nedenleriyle neredeyse birebir fakat tersine örtüşmesine dikkat çekmek içindir. Yani o gün şikayet edilen ve (köklü gelenekten kopmak, yani dedemizin yazdığını okuyamamak pahasına) elifbe'den abece değişimine neden olan hemen ne varsa bugün başka yollardan geri dönmektedir.
Yazının başlığına aldanıp* olayı biraz genişten almışsınız ve bir güzel içinizi dökmüşsünüz sanırım; ama ne devrimden önce Arapça konuşulduğu ne de Dil Devriminin yanlış olduğu iddiasındayız. Farkettiyseniz hep yazıma yönelik eleştirilere yer verilmiştir.
Anafikir şudur: bugün gelinen noktada (sesliharfsizleştirme, noktalamama, büyük-harf-kullanmama, Türkçe'ye-özgü-harfleri-törpüleme gibi) bozulma ironik bir şekilde bizi Dil Devrimi öncesi zamana götürmektedir. Bilişim toplumunun gerek şartı ve doğal sonucu gibi anlaşılan bu tür bilinçli yapıbozumculuğa başka yerlerden benzerliklere dikkat çekerek farklı bir gözle bakılmasını istedik, hepsi bu!
*"Devrimi niye yaptık?" demek "devrimi geri alalım" demek değildir, okuyana bugün geldiğimiz nokta ile çıkış amaçlarımızı sorgulatmaktır. Düzanlamıyla anlaşılmamalıdır, ironiktir. Zaten yazı devrimi değil bugün gelinen noktayı sorgulamaktadır.
__________________
"(...)Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yangelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyiniyetle gülümsüyorum (...)" T. Uyar
|