|
Sayın Özbay’ın üslup hakkında söylediklerine katılıyorum, “konuyu önemsiz hale getirmek” kısmı dışında. Akıp giden forum mesajları arasında bazı ölçütlerin dışına taşan ifadeleri eleştirmek konuyu önemsiz hale getirmez, tersine konuyu önemsiz hale getirebilecek düzeysizliğin önüne geçer diye düşünüyorum.
Neyse…
Serbest mimar olmadığım için sergi-ödül yönetmeliğinin yukarıda tartışılan maddesi üzerinde kesin bir yargıyla yorum yapmam çok doğru olmayabilir ancak bir kurumun kendi koyduğu kurallarına uymayan üyelerinin ürünlerine ödül vermesi ya da sergilemesi zincirinde bir hata olduğunu söylemek için galiba serbest mimar olmaya gerek yok.
Sorun şuradan kaynaklanıyor: Eğer kuralın doğru olduğunu savunuyorsanız o zaman yönetmeliği onaylamanız gerekir yok eğer kuralın yanlış olduğunu düşünüyorsanız bu kuralı yönetmeliğe karşı çıkarak değiştiremezsiniz. O zaman kuralı hedef alın, yönetmeliği değil.
Madalyonun öbür yüzüne bakarsak, mesleki denetim ya da ruhsatlandırma sisteminin tüm Türkiye’de aynı şekilde işlememesi yeni yönetmelikle yeni bir adaletsizliğin kapısını açıyor ve zaten şu an birçok şubenin çeşitli kurumlarında ya da mimarlar arasında bu sorun tartışılıyor.
Bu aşamada yapılması gereken şey “kahrolsun mimarlar odası” , “yönetim istifa” gibi futbol stadyumlarını hatırlatan tezahüratlar değil adaletsizliği en aza indirecek formüller üzerine düşünmek, tartışmak ve bir sonraki genel kurula güçlü bir şekilde bu öneriyi getirmektir.
Arkitera ve benzeri platformlar da bu tip hazırlıklar için ideal ortamlardır diye düşünüyorum…
|