|
Tuna Nehri'nin gotik mimarileri=Buda ve peşte
Hüzün ve hayranlık uyandıran tarihi, etkileyici mimarisi ve zengin kültürel mirasıyla Budapeşte, "Orta Avrupa'nın Paris'i" yakıştırmasını fazlasıyla hak ediyor.
Çok sayıda müzesi, geniş meydanları, yemyeşil parkları ve size Avrupada Türk Hamamı keyfini yaşatacak 1300'e yakın kaplıcasıyla tam anlamıyla bir kültür ve sağlık şehri olan Budapeşte'nin birçok kısmı yüzyılın başındaki sanayi devrimi sırasında kurulmuş. Gezerken, koskoca bir çağın değişiminin hissettirdiği hüznü sık sık duyabilirsiniz.
Budapeşte gezinize, ilk olarak Tuna Nehri'nde yapacağınız bir gemi turuyla başlayabilirsiniz. Bu tur sayesinde, Buda ve Peşte'nin muazzam görüntüsünü seyredebilirsiniz. Bu gezinizde Tuna Nehri'nin iki yakasını birbirine bağlayan 8 köprüden en güzeli olan "Arslanlı Köprü'nün" görünüşü sizi fazlasıyla etkileyecek.Ve istemediğiniz kadar müze, park ve köprü...
Budapeşte'de, görmeden dönmemeniz gereken yerlerden birkaçı şöyle:
Aquincum Müzesi ve Roma Kalıntıları:
Müzedeki 2000 yıllık kalıntılar, Roma şehri Aquincum'dan miras. En göze çarpan kalıntı, ihtişamlı amfitiyatro. Müzede ayrıca duvar resimleri, yer mozaikleri ve Roma asilzadelerinin yemek yeme alışkanlıklarını yansıtan üç boyutlu maket bulunuyor.
Budapeşte Tarih Müzesi-Kale Müzesi:
Budapeşte'nin arkeolojik buluntularının çoğu bu müzede toplanmış. Roma döneminden 13. yüzyıla kadar Budapeşte?deki yerleşimlerin gelişimini burada öğrenebilirsiniz. Müzede ayrıca, Orta Çağdan kalma Buda Kraliyet Sarayı'nın bir kısmını, orijinal gündelik eşyaları, belgelerde kullanılan mühürleri, silahları, mezar taşlarını ve Kraliyet Sarayı'nın Gotik heykellerini de görebilirsiniz.
Askeri Müze:
Türk savaşlarından 12. yüzyıla uzanan dönemdeki benzersiz silah koleksiyonunu görebileceğiniz bu müze, aynı zamanda asker üniformaları, bayraklar, haritalar, en az yirmisekiz bin parçalık bozuk para koleksiyonu, diğer askeri envanterler ve İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra göç eden Macar havacı askerlerden hatıra kalan eşyalara da ev sahipliği yapıyor.
Eğlence Parkı:
Kalabalık grupların keyifli vakit geçirmesi amacıyla düzenlenen park, değişik eğlence bölümlerinden oluşuyor. Macaristan'daki eğlence parkı kavramı, normal bir parktan çok daha fazlasını içeriyor ve adeta her yaştan insana hitap eden bir karnaval havası taşıyor.
Etnografya Müzesi:
Macaristan kültürüne ait 139.000, uluslararası kültürlere ait de 53.000 parça barındıran müze, Avrupa?daki en büyük etnografya müzelerinden biri. Binası başlı başına ilginç. Daha önce Kraliyet Mahkemesi'ne ait olan bina, Parlamento Binası'nın karşısında yer alıyor ve Rönesans, Barok ve Klasik dönem mimarisinin izlerini taşıyor.
Vigado Konser Salonu:
İsmi "eğlence yeri"anlamına gelen salon, Budapeşte'nin ikinci büyük konser salonu. 1848'deki Bağımsızlık Savaşı sırasında yanan bir başka konser salonunun yerine inşa edilmiş. Bu yeni bina da, İkinci Dünya Savaşı'nda büyük hasar almış. Bugün, dünyanın en önemli maestro ve sanatçılarına kapılarını açıyor.
Macar Devlet Opera Binası:
Budapeşte'nin Peşte kısmında yer alan bina, Neo-Rönesans mimarisinin dünyadaki en güzel örneklerinden biri. Barok mimarisinin izlerini de taşıyor. Ünlü Macar sanatçıların resim ve heykelleriyle donatılmış.
Dünyanın en güzel opera binalarından biri olarak kabul edilen yapı, geçmişte Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminde Budapeşte Kraliyet Operası olarak hizmet veriyordu.
St Stephen's Bazilikası:
İsmini Macaristan?ın ilk kralı Stephen'dan alan neoklasik tarzdaki kilise, kralın mumyalanmış elini saklayan kutsal emanet kutusuna da ev sahipliği yapıyor. Çan kulelerine asansörle veya 364 basamaklık merdivenden çıkarak, Budapeşte'yi baştan başa kuşbakışı izlemek mümkün.
Gellért Termal Banyoları:
1912 ile 1918 yılları arasında, Art Nouveau tarzında yapılan termal banyo, Budapeşte'deki 1300 kadar kaplıcanın en güzeli. İçinde termal havuzların yanısıra, saunalar ve kadın - erkek için ayrı dalış havuzları ve her on dakikada bir yapay dalgalar oluşturan özel, üstü açık bir havuz da bulunuyor. Burada masaj ve çeşitli sağlık hizmetleri de veriliyor.
Elizabeth Köprüsü:
Budapeşte'nin ikinci en yeni ve en zarif köprüsü. Tuna nehrinin en dar kısmı üzerinde Buda ve Peşte'yi birleştiriyor ve 290 metre uzunluğunda. İsmini, çok sevilen ve trajik şekilde suikaste kurban giden Avusturya-Macaristan kraliçesi Elizabeth'ten alıyor. Köprünün Buda tarafındaki küçük bir bahçenin ortasında kraliçenin heykeli bulunuyor.
Gellért Tepesi:
Gellert Tepesi, Tuna Nehri'ni bütün görkemiyle izleyebileceğiniz en güzel tepelerden birisi. Gellert Tepesi'nin ve burada bulunan Özgürlük Anıtı'nın yapılış hikayelerini, Tuna Nehri manzarası eşliğinde rehberlerden mutlaka dinleyin.
Gül Baba Türbesi:
Bektaşi bir derviş ve şair olduğu sanılan Gül Baba'nın Macaristan'a gülü getiren kişi olduğuna inanılıyor.
Uygulamalı Sanatlar Müzesi:
1893 ve 1893 yılları arasında Art Nouveau tarzında inşa edilmiş müze binası, Macaristan mimarisinin en tipik örneklerinden. Otantik Macar seramikleri kullanılmış olmasının yanı sıra, İslam ve Hint motiflerinden de izler taşıyor.
__________________
''Bir tasarım ancak biri onu kullandığı zaman bitmiş demektir''
|