|
Sayın Süha Özkan'ın Arkitera Diyalogtaki yazısından alıntı...
'' .............
Modernizmi eleştirmeden önce onun temel etik ilkelerini iyi anlamak gerekiyor. Bunlar da çok basitçe şöyle özetlenebilir:
a. Tasarım işlevle temellenmeyen bir dışavurum içermemeli
b. Yapının temel unsuru olan yapı dizgesi (Structure) bu dışavurumun en temel öğesi olmalı.
c. Gereçler som olmalı ve kendi doğal dışavurumları ile kullanılmalı
Bu ilkeler temelinde yönlendirici tasarım ilkeleridir ve tasarımın etik değerlerini kapsar ve mimarlık eleştirisinin de temel kurallarını belirler. Ama hiçbir zaman Jencks’in suçladığı gibi anlamsız ve niteliksiz tasarı önermez ki. Bence, kentlerimizi ve tüm yapı üretimini anlamsızlaştıran mimarlık düzeninin suçlusu kar ve spekülasyon amaçlı ve o amaç doğrultusunda iştahı kabarmış küçük yada büyük kapital sahibi bambaşka bir kesimdir. Bu kesimin kullandığı yapı dilinin sözüm ona “modern” görünümde olması, modernizmin kuramsal ürünü olduklarını kabul etmemizi gerektirmez. Tıpkı, hem Modernizmden önceki Neo-klasik dönemde, hem de post-modern ortamda birçok niteliksiz yapının üretildiğini bilip, o akımları değil tekil tasarım ürünlerini değerlendirmemiz gerektiği gibi.
Modernizmin içsel değerlerini koruyup çevresine, ortamına uyumlu, iklim koşullarına önem veren ve yerel simgesel anlamı arayan birçok nitelikli mimar yetişmedi mi? Örneğin Alvar Aalto, Jorn Utzon, Charles Correa, Rafael Muneo, Alvaro Siza, Luis Barragan, Ricardo Legorreta, Peter Zumthor, ve daha onlarcası. Hepsi modern hem de hepsi yerel ve anlamlı değil mi? Önemli olan Modernizm etiğine bağlı, ve o etik değerlerle kendini mimarlık eleştirisine sunan tasarım disiplinini savunmamız gerekmekte.
Post modernlik sığ etik değerleri nedeni ile pek uzun ömürlü olmadı. 1990'lar sonrası gelişen Yeni Modernlik (New Modernism) yalnız sınırlayıcı buldukları işlevsellik ilkesini gevşeterek harikalar yaratmakta. Örnek mi: Frank Gehry, Petr Eisenman, Zaha Hadid, Tom Mayne ve daha onlarcası...''
Süha Özkan( arkitera diyalog 2004)
Ve ekliyorum EAA... Bir de Frank Gehry örneğinden emin değilim. Gehry acaba modernin etik değerlerini yeterince dikkate aldı mı? Yoksa bu 'esnetme'yi suistimal mi etti biraz?
Süha Özkan hocamızın yazdıklarını özümsemeye başladığımı düşünüyorum.
Bugün okullarımızda Bauhaus dayatması olduğu kesin. Hocalar arasında böyle bir çatışma olduğu da... Ama haklılar bir noktada. Modernizme hakim olmadan onu nasıl yorumlarsınız? Yerel'e hakim olmadan o'nu nasıl modernleştirirsiniz?
Aslında ben de aynen böyle bir proje yaparak mezun olmuştum. Proje raporumda aynen şunu yazdım. Projemi 1950-60 modernizm ilkelerine bağlı kalarak ve günümüz teknolojilerinden yararlanarak tasarladım. Aslında 'modern'in detaylarına tam hakim olunarak yapılmış bir proje değildi. Öğrenci projesiydi çünkü! 10 ayrı yapı birimi benzer ilkelerle tasarlanmıştı. Aklınıza gelen her türlü 'işlev'i içeriyordu.
Bu bir özeleştiriydi proje raporum,demogojikti... Kendimi modern'in ilkelerine teslim etmiştim ve rahatsız olmuştum bundan. Affedilmez birşekilde 'tembellik' yapmıştım. Oysa projeyi daha 'yerel' hale getirmek için çabalamalıydım.
Proje bitti mi? Evet. Proje doğru yaklaşımlar ve çözümler içeriyor muydu? Evet? Yerel ve etrafındaki morfolojiyi dikkate almış mıydı? Evet ama çok SIĞ bir şekilde.
Ama ihtiyacı olan ' esnetilmiş işlevsellik' ilkesiydi. Projeyi 'sulandırmadan' da bunu başarabilirdik. Ama mimarlık eğitiminin süresi buna yetmedi. Şimdi de piyasa da öğren öğrenebilirsen! Piyasa da bitirme projesinde kullanabildiğim ilkelere sadık kalabilsem razıyım artık. İronik ve acı olan bu aslında...
__________________
R&R
|