|
EAA Tekfen Kağıthane Ofisleri projesini, konuyu destekleyici güzel bir örnek olarak görüyorum. EAA in son çalışmaları incelendiğinde 'duyarlılığı' yüksek projelerin hayata geçirilmeye başlandığını görüyoruz. Emre Arolat zaman zaman cesurca çizgisinden vazgeçebiliyor.Beni asıl heyecanlandıran da bu...
Narlıdere projesinde baktığınızda form olarak bu projeyle çelişiyor gibi görünse de, yaklaşım olarak 'kaygıları' aynı temelden çıkan bir felsefenin ürünü olduğunu göryoruz... EAA projelerini inceleyince nefesim açılıyor...
Benim modern den anladığım işte tam olarak bu yaklaşımdır. Baktığınızda klasik modernde görmeye alıştığımız detayları da görebiliyoruz(brüt beton, açıkta bırakılmış strüktür gibi).
Yapıldığı yere yabancılaşmayan, aynı zamanda 'modern' toplumun ihtiyaçlarına cevap veren, farklılaşırken 'yabancılaşmayan' ince bir anlayış... Yaklaşım ise farklılık gösterebilir, dokuyu okuyup 'iz'leri ne şekilde yorumladığınız ise 'bireysel' dir ki, bu bireysellikte sizi farklı kılan şeydir.
Cengiz Bektaş bu projeleri nasıl eleştirir duymak isterdim aslında. Ama haddimi aşarak bir tahminde bulunacak olursam; yaklaşım yöntemlerini ve çözümlerini daha bize ait bulacağını düşünüyorum.
Dokuyu okumak ve yorumlayabilmek. Bu mimarlığın 'sürdürülebilirliği' çok daha üst düzeyde bence.
Şimdi tehlikeli ve can sıkıcı olabilecek bir soru: Bu projenin yaklaşımı mı daha moderndir, Zaha Hadid'in Kartal projesindeki yaklaşımı mı?
Aklıma gemişken ' mesele yatay balkon korkuluklarından vazgeçebilmekle alakalı'. Zaman zaman bazı üstadlarımızın dillendirdiği, 'modern' projelerde yatay etkiyi artırmak için kullanılan yatay balkon korkuluklarının, etik açıdan sakıncalı bulunması gibi. Çocukların tırmanabileceği yatay korkulukların yarattığı tehlike modernin iç çelişkilerinden bir tanesi.' EAA projelerinin detaylarına dikkat!
__________________
R&R
|