|
''Etik, pratik felsefenin bir konusudur. Pratik, çünkü insanların ne şekilde davranmaları gerektiğiyle ilgili somut ve kanıtsal bilgiler sunar.
.....
Ahlak, içinde yaşadığımız topluma göre değişir ve genelde çoğunluk tarafından herhangi bir gerekçe gösterilemeden doğru kabul edilen değerlerin ve düşüncelerin toplamıdır. "Doğru" olduğu hissedilenler ahlaka uygun olarak kabul edilir. Ve bu durum toplumdan topluma farklılık gösterir.''
Yani biz 'mimar-tasarımcı' kitlesini ilgilendiren etik daha çok. Basitçe, Fuksas için etik kurallar çerçevesinde kalan, benim için de etik çerçevesinde kalabilir. Ama bana göre ahlaksız olan, fuksas için ahlak kuralları dahilinde kalabilir. Bu basit ayrımı iyi özümsememiz gerekiyor sanırım.
Burada evrensel bir bakış açısını yakalamanın tek yolu etik kavramlarını her platformda tartışabilmek,özümseyebilmek ve savunabilmekten geçiyor. Ahlak ise bundan sonra başlıyor, mimarlığın yerelleştiği anda Fuksas sizin ahlakınızla ilgilenmez, siz tasarımı yaptığınız toplum ve kültür içerisinde sorumlusunuzdur... İşte zurna burada zırt diyor. Küreselleşme, iç içe geçen kültürler, kültürel kirlenme... Sonucunda Etik yayılmak için düzenli ahlaki bir zemin bulamıyor. Hadi çık işin içinden?
Burada ben tek çıkış yolunu ' varlık' kavramında bulabileceğmize inanıyorum, hayatta kalabilme, insan neslini sağlıklı bir şekilde Dünya hayatında tutabilmek (dünya ötesi mimarlığı aşıyor şimdilik).
Basit içgüdümüz yani. Somutlaştıracak olursak , Ekolojik yaklaşımlar, yeni modernin en güçlü kaynağı olacaktır... Klasik modern ise yeni moderne ilham kaynağı olmaya devam edecek bütün sakinliğiyle. Avrupalı bunu özümsemeye başladı, artık otomobillerini daha güçsüz yapmayı dilegetirebiliyorlar. Bizim gibi geri kalmış ülkeler ise henüz daha geride Avrupa'nın 1950 de özümsediğinin ne olduğunu anlamaya çalışıyor... Bir zaman atlaması yaşayıp şimdiki Avrupa'nın bilinç düzeyine erişemeyiz belki. Ama kendi öz kültürümüz içerisinde bulunan dinamiklerle 'kendi yeni modernimizi yaratabilir(miy)iz.?
__________________
R&R
|