Alıntı:
Orijinal metin RedRapsody tarafından gönderilmiş
Bana göre heyecan verici bir dönemdi. En azından kutuplaşmış görünen iki taraf ilk kez bu kadar birbirinin karşısına çıkabildi... Biz yeni yetmeleri heveslendiren tartışmaların yaşandığı genel anlamda olumlu bir hareketti yaşananlar.
Fakat elbette birşey değişmedi. Çünkü biz HEDEF odaklı yaşamayı seviyoruz. Bir hedef belirliyoruz, hedefe ulaşamayacağımızı anladığımızda ise yönü değiştiriyoruz, vazgeçiyoruz, olmamış gibi davranıyoruz. Oysa 'mücadele' odaklı yaşamayı başaranlar, ayakta kalıyorlar. Birşeye ulaşmaktan çok, o hedef için mücadele etmek anlamlı oluyor...
Şimdi ne oldu birisi açıklayabilir mi? MİM grubu kaybedince vaz mı geçti herşeyden?
Bu final maçı mıydı, yoksa uzun bir maratonun ilk koşusu muydu?
|
Neyle mücadele edeceğiz(m)?
Üzerinden zaman geçmesi düşünme ve belki hengamenin içinde görülemeyenleri görme fırsatı veriyor.
Mücadele ettiğimiz Eyük Muhçu ve Sami Yılmaztürk gibi iftira etmekten çekinmeyen şube yöneticileri mi? Bu yöneticiler orada 1.600 mimarın oyu ile oturuyor. Oldukça iyi bir kampanya yürütüldü; kim ne derse desin doğrusuyla yanlışıyla hiç de fena olmayan bir kampanyaydı. Politik olabilenler kazandı; yalan söyleyebilen kazandı. Konuştuğumuz kitle Aysun Kayacı'nın bahsettiği "çoban" kitlesi olmadığına göre! Neyin mücadelesi verilecek. Oy verenlere Eyüp Muhçu gerek.
G..... A........ bizim ekipten bir mimar ile konuşurken "
Biliyor musun ben Eyüp Muhçu'lara oy verdim." demiş. Mimar da "
Sana o layık zaten." diyivermiş... Herşeyi anlatıyor.
G.A. burada sadece bir örnek bunun gibi onlarcası var.
Mimarlar hakettiği yönetim tarafından yönetiliyor...