|
Bu projede en dikkat çeken özellik, yeni anlayışın kendisini boğaz manzarasına tamamiyle kapamasıdır. Para gerçekten de yeni milenyumda her özelliğin önüne geçmeye başladı. Zihniyet "Biz daha çok para kazanalım da insanlık kaybederse kaybetsin" zihniyeti. Gerçi sorsalar "Ne var ki, adam zaten oraya manzara izlemeye değil futbol izlemeye geliyor" diyenler çıkacaktır.
Hatırlatırım, o stat "futbol stadı" olarak inşaa edilmemiştir, Türkiye'nin ilk olimpik stadıdır, çok zor şartlar altında inşaa edilmiştir, İtalyan nazi mimarlık anlayışı tarafından projelendirildiği için tıpkı Almanya'daki benzerlerinden esinlenildiği gibi "diktatörel" çizgileri vardır ama gene de Türk mimarlık tarihi açısından önem taşır. Bence konum olarak dünyada bir stadın oturabilceği en "güzel" yere kondurulmuştur. Boğaz'a nazır tribünlerden "spor" severlerin alkışlar eşliğinde cirit atan, koşan, sıçrayan genç sporcuları izlediğini hayal edin. Bazılarınıza çok saçma gelecek ama bir zamanların "rüyası" olarak inşaa edilmişti o stat. O zamandakilerin hiç biri 50 yıl sonra stadın statik dengelerini bozacak şekilde 10 binlerce azgın futbol taraftarı ile dolacağını, ve boğaz manzarasının modern gladyatörleri madden ve manen "destekleyecek" daha çok taraftar sıkıştırmak için tasarruf edilecek "gereksiz" bir öğe olacağını nereden bileceklerdi. Hatta ve hatta narin konsollarının daha çok para kazanmak uğruna dev reklam panoları altında ezileceklerini duysalar "hadi canım!" derlerdi herhalde.
Futbol günümüzde bir spor olarak değil bir para basma makinesi olarak kutlanıyor. Bu gerçeği reddetmek hayalcilik olur. Bu anlayış doğrultusunda giderse beşiktaş "Cimnastik" Klubü işe adını Beşiktaş "Futbol" Klubü olarak değiştirerek başlamalı ilk olarak.
İnönü Stadyumu Frankenstein'a benzeyecekse yıksınlar daha iyi. Anıtlar Kurulu izin vermez yıkıma diyenler sorarım, bu hali gerçekleşirse stadın neresi korunmuş olacak? Anısı mı?
|