Hazır anılardan söz açılmışken İstanbul için önemli olduğunu düşündüğüm bir başka anımı daha anlatayım. 1995 yılında oda yönetimindeydim. O tarihte yapılan İstanbul planlarını "rant, yağma, talan planları olarak" tanımladık ve dava açtık. Bizim dışımızda başka kuruluşlar da davalar açtı. Ve plan sonuç olarak prosedür açısından hatalı bulundu ve mahkeme tarafından iptal edildi.
1995 planında maksimum KAKS 3'dü. Biz zafer kazandık diye sevinirken aslında zafer kazananlar başkalarıydı.
Bizim iyiniyetli hukuk mücadelemizin fiziksel sonucunu bugün Büyükdere Caddesinde görebilirsiniz. En küçük emsal kullanımı bu bölgede 10 (yazı ile on) dur.
Yapılması gereken sadece planı daha iyi inceleyip, olumsuz noktalarına karşı çıkmak kadar İstanbul için olumlu olan maddelerini görüp desteklemek ve kamuoyu yaratmak için harekete geçmekti. Yani tribünlere oynamamak gerekiyordu. (Her ne kadar tribünler hayran hayran seyretse de-oylarıyla desteklese de). Ancak bunun için hem daha geniş bir uzman desteği, hemde daha demokratik ortamlar gerekiyordu. Bu sağlanamadı.
Bu gün buradan geçerek Üniversiteme gidiş gelişim tam bir kabus. Zaman zaman bu trafiğe girmemek için 5 ile 25 kilometre arası fazla yol yapmayı bile göze alıyorum. Artık ders saatlerini bile trafiğe göre ayarlamak zorunda kalıyoruz.
Sonuç: İstanbul gibi bir kentte etkin ve doğru mücadele verebilmek için mutlaka çok farklı görüşlerden çok geniş bir katılımın ve uzman desteğinin sağlanması, tribünlere oynanmaması ideolojiler yerine bilimselliğin ön plana çıkartilmasının (bedeli ne olursa olsun) göze alınması, ve özellikle de dar çevrelerle sınırlı kalınmaması gerekiyor.
Seçimler sırasında da Mimarlar Odası tarafından İMP planına karşı açılan yürütmeyi durdurma davasının reddedildiğini öğrendik.
__________________
galatalıyım
|