Tek Mesaj Görüntüle
Eski 23-01-2008, 21:46   #95
lumina
Yönetici
 
lumina'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 08-04-2001
Mesaj: 2.589
Değişim talebi korkutucu. Tekinsiz.
Halbuki ne güzel, bilindik bir gidişat varken, nereden çıktı bu değişimciler? Kamu yararı, demokrasi, eşitlik, anti-emperyalizm, vb.

Sanırım Nurdan Gürbilek yazmıştı, Vitrinde Yaşamak kitabı olmalı: 80lerden sonra, sözü ele geçirmenin "marifetli" birşey olduğuna uyandığını bu toplumun; önemli olan o kelimelerle konuşmak, dem vurmaktı ama işin icraat kısmı çok ta önemli değildi; zaten kalıp günahkeçileri de vardı icraatın olmayışını açıklayan. Bu "uyanışın" üzerinden 80lerden bu yana yaklaşık 25 yıl bir zaman dilimi geçtiğini düşünürsek, "söz" ya da "kelime" ele geçirme ve buradan konuşarak toplumsal meşruiyet elde etme meselesi, gayet profesyonel bir işe dönüş(tür)ecek süre olarak karşımızda kaskatı duruyor. 25 yıldır cilası konuştukça parlayan hamaset sanayisinin ürünleri.

Nasıl oluyor da oluyor peki? Kelimeler, ideal temsiliyetler çünkü. Bu temsiliyetleri üzerine giyinmek te kutsal ve aydın bir misyon; herkesin harcı da değil. Herkesin harcı olmadığı için hep birilieri bu toplumun iyiliğini, yararını, hakkını, hukukunu düşünür, diğerleri de hep yiyicidir, entrikacıdır, yağmacıdır, üçkağıtçıdır, hindir, uşaktır, şudur, budur.

Halbuki, kelimeler bizim uydurmalarımız, bu dünyayı zihinselleştirmelerimizin uyarlanmaları. Kelimeler, bizim zihnimizde biçimlendirdiğimiz, ürettiğimiz, mutlak, saf, kutsallık ve aydınlık anahtarları değil; gayet dünyevi, buranın tozu, dumanı, kirli şeyler.
Kamu yararı, demokratik hak-hukuk, anti-emperyalist gibi aydınlık kelimeleri düşünen, işleyen zihin de

kelimeler yoluyla değişim talebini AKP yandaşı, yağmacı, çıkarcı, emperyalist uşak, işbirlikçi olarak
kirleten, kirletmeyi düşünen aynı zihin.

Zerdüşt böyle buyurmadıydı.

En son lumina tarafından düzenlendi : 23-01-2008 22:02.
lumina Şu anda online   Alıntı Yaparak Yanıtla