Tek Mesaj Görüntüle
Eski 23-01-2008, 11:21   #72
Aslı Özbay
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 26-09-2001
Mesaj: 42
teşekkür ederim

sabah radikal'de "mimarlık için mimarlar" hareketi üzerine yapılan spekülasyonları okuyunca, çok sinirlenip, hemen cevap verme dürtüsüyle büroya geldim. forumda karşılaştığım son metinlerle sakinleştim, keyfim yerine geldi...

teşekkürler ömer kanıpak, saitali köknar.

bunlar üzerine artık yazmak bile gerekli değil belki ama ben konunun "içeriden" bir yerinde durduğum için, bildiklerimin hiç değilse bir kısmını "kayda geçmenin" bir faydası olabilir: ben bir "odacı"yım. ömer'in aksine, 1987'de, üstelik henüz mezun olmadan, o dönemler ankara'da çok paralel bir "isyan" hareketiyle seçim kazanarak oda yönetimine gelmiş sevgilime (Hasan Özbay ) ve ekibine destek olmak üzere odayla "tanıştırıldım". karşılaştığım manzara, üzerimde tam da ömer'in yukarıda tarif ettiği etkiyi bırakmıştı. o tarihten sonra 20 yıl süreyle (aralıklarla yönetimler değiştiğinde uzaklaştırılıp sonra yeniden gelerek) kah profesyonel, kah seçilmiş yönetici, kah komitelerde üye olarak hep odanın içinde bulundum. temsil ettiğim ekip, odanın çalışma odağına mimarlık meselelerini almasını isteyen mimarlardı. (istanbul'un aksine ankara'da bu anlayış 20 yıldır -yetersiz de- olsa etkin olabildi.)

bu duruşun muhaliflerince hep "meslekçi, projeci" olmakla suçlandım (!) bu suçlama beraberinde "a-politik bir 12 eylül ürünü" olduğum aşağılamasını da içeriyordu. 1970'lerden beri tabulaşan ve sorgulayanın "sağcı" sayıldığı motto, "Türkiye'nin sorunları çözümlenmeden mimarlığın sorunları çözümlenemez" kabulüne dayalıydı. o nedenle odanın önceliği, ülke sorunlarıydı. "erdemli" olan anonim kalmaktı, birey öne çıkarılmamalıydı. temsil yetkisi sadece "liderindi".... uzatabilirim, burada bırakacağım.

oysa içinde bulunduğum ekip, mimarlığın niteliğini ve bu başarıldığında yaratacağı değişimin etkisini savunuyor, bunun her eylemde vurgulanmasını, örneklenmesini istiyordu. iletişimin öneminin farkındaydı: yalnızca solcu (!) belediyelerle kurulan ilişkiden sağlanan "vize" (mesleki denetim) gelirinin amaç olamayacağını, proje denetiminin içinin doldurulması gerektiğini ve tüm kurumlarla iletişime geçilmesini istiyordu. odanın üzerine yapışık "uzlaşmaz muhalif" kimliğin farkındaydı ve amaçlara ulaşılabilmesi için öncelikle bunun değiştirilmesi gereğinden bahsediliyordu. itiraz yerine, diyalog ve diplomasi yöntemleri kullanılmalıydı. üyelerin tepkisinin farkındaydılar ve ilişkiyi geliştirmenin mimarlıktan geçtiğini düşünüyorlardı.

"ulusal mimarlık sergisi ve ödülleri", "ulusal mimarlık kongreleri", "mimarlık müzesi"... projeleri, bu ekip sayesinde gerçekleşti. bunlardan sadece sergi-ödül projesi sürdürülebildi. dönemin farkını anlamak için, 1988-1994 dönemi Mimarlık dergilerine bir göz atmak aydınlatıcı olacaktır.

odayı böyle algılayan "meslekçi" kadroların varlığı, 1970'lerden kalma anlayışın destekçilerini daima tehdit etti: tabuları sorgulandı, yaptıkları eleştirildi ve "kıdemli" kadrolar bu ekiple birlikte çalışmaktan mutsuz oldular. militanları "oda profesyoneli" olamaz hale geldi, katılım çeşitlenip gençleştikçe, eskiden prim yapan nutuklar anlamsızlaşır oldu, yayınların yeni içeriği, grafiği onları mutsuz ediyordu... yani onyıllardır içinde varoldukları "statüko" değişiyor, örseleniyordu. tüm varlıklarıyla direndiler. hala -özellikle de istanbul'da- direniyorlar. artık özgün kimlikleri taraftar toplamadığı için, listelerinde pırıltılı "vitrin" elemanları bulunduruyorlar. böylece hem takiye yapabiliyor, hem de odada vazgeçemedikleri kadrolarını sürdürmeyi başarıyorlar. (sevgili afife batur'un bir dönem istanbul şube vitrininde başkanı olarak kafaları karıştırdığı dönem yaşadıkları hakkındaki dertleşmelerimizi bugün gibi hatırlıyorum.) hiç küçümsenmeyecek bütçeleri kontrol ediyor, denetlenmekten müthiş huzursuz oluyor, kendi maaşlarını kendilerinin belirlediği bu düzeni sürdürebilmek için her yola başvurabiliyorlar. demokrasi ve şeffaflık konusunda bayrağı kimselere bırakmıyor ama ne şeffaf, ne de demokrat olabiliyorlar. örnekleri öyle çok ki, sayfalar yetmez!

fazla uzattım, affedin ama yukarıda da dediğm gibi, bu metni "içeriden" birinden düşülmüş bir kayıt olarak algılayın lütfen. mimarlık için mimarlar hareketi, bugün gazetede yazılanlar gibi, mimarların kendi projelerine yol açmak için girişilmiş bir hareket değildir. bu talihsiz ifade, hem bunu destekleyen mimarlara, hem de gerekçelerini ömer ve saitali gibi ifade eden pırıl pırıl gençlere büyük haksızlıktır.

sizlere çok güveniyorum ve her koşulda başaracağınızdan eminim. "belden aşağı" tepkilere asla prim vermeyin, hedeflerinizden, söylemlerinizden vazgeçmeyin. mimarlık eğer yeniden etkin ve onurlu bir meslek olarak meşruiyetini tazeleyecekse, bu sizler gibi mimarlar sayesinde olacak.

kolay gelsin.
Aslı Özbay offline   Alıntı Yaparak Yanıtla