|
Toplum için Mimarlık!
Behiç Ak'ın yazısında belirttiği kaygılarını kendisini de yakından tanıdığım için anlıyorum. Ancak bu "Mimarlığa Yol Açın" hareketi aynı fikirdeki mimarların bir araya gelmesi ile oluşmuyor. Sanırım temelde bir kaç ortak nokta; yani yenileşme, yani eylem bu hareketi doğurdu. Doğrusu, geçmişte Kadir Topbaş, Tabanlıoğlu, Hakan Kıran, Süha Özkan ve Serbest Mimarlar Derneği de dahil olmak üzere pek çok firma ve kurum hakkında eleştirilerim olmasına ve hükümete karşı muhalif yazılarımdan dolayı AKP Gençlik Kurumları forumlarında yazılarımın sıkça dolaşması ve tepki görmesine, F-Tipine karşı kamuoyu biligilendirme çabasında yazdıklarıma karşın küfürlerle dolu iletiler almama rağmen bu gruba çağrılmış olmamı da bu demokratikleşmeye bir kanıt olarak gördüğümü açık yüreklilikle söylemeliyim. Mesleğe elinde başladığım ustam Haydar Karabey ve özverili bir eylemci, örnek aldığım insan Korhan Gümüş ve okuldan çok değerli hocam Necati İnceoğlu'nun isimleri de beni bu hareket için umutlanmaya hatta baş koymaya itti.
Öyleki, "Mimar Uyanırsa" başlığını atmaya cüret eden ve artık mimarlardan umudu kesmiş olan ben, başka mesleklerle başlattığım sosyal sorumluluk projelerine gömüldüğüm şu sıralarda, kalbimde neredeyse "sadece yapmak sanatı" olarak soyutlanacak mesleğim adına yeniden umutlanıyorum. Çünkü mimarlık bana göre salt "yapmak" değildir. En azından ben o "kanadını" temsil etmeye hazırım.
Kemikleşmik ve bir itiraz makinesi haline gelmiş Mimarlar Odası'nın(ki pek çok itirazlarına katılıyorum) yenilenmesini ise meslekdaşları arkadan vurmak olarak değil, demokratik haklar içersinde gerekli buluyorum. İstanbul'un Çocuk Planı adlı projeme sponsor olan ve beni yüreklendiren oda yönetimine böylesi kalleşçe bir davranış içinde olmam zaten olanaksızdır. Bu bir seçim sürecidir. Kişisel almamak gereklidir.
Bu hareketin en önemli çıkış noktalarından biri de mimarlık mesleğine, sahip olduğu saygınlığı kazandırmaktır. Mimarlar Odası ise bir hukuk bürosu haline gelmiştir. Ömer Kanıpak'ın da söylediği gibi toplumsal projelerdeki itirazlarında başka STK'lar ile işbirliği yaparak iş yükünü hafiflletmeli, mesleki bir örgüt olarak günceli yakalamak adına eylemler içinde olmalıdır. Mimarlar Odası siyasi bir parti de değildir. Hükümetler gelir geçer, Mimarlar Odası her fikirdeki mimarı kollamak durumdadır.
Yıldız'daki bina, bir kere kayıtta uğranan ve bir daha ayak basılmayan bir bina durumundadır. Yaşamayan, ölü bir hali vardır. Bir sekreterlik yapısı gibi işlemekte, daha içeriye girer girmez hiç bir mimari esinti vermemektedir. Bunca yıldır bu böyledir. (Ayrıca binanın, engelli meslekdaşlarımızın katılımını kolaylaştırıcı bir tadilattan geçmesi gerekmektedir) Güçlü bir vefa ile anılan sevgili Şener Özler'e rağmen kütüphane çok yetersiz ve kullanışsızdır. Tüm bunlar bile aidatların "istekle" ödenmesini engelleyen unsurlardır.
Sayın Behiç Ak zaman içinde hareketi daha iyi tanıyacaktır. Kongre Vadisi'nin kapatılmasına karşı duran değerli düşünür Uğur Tanyeli'nin de bu hareketin içinde olduğuna dikkat çekmek isterim. Hasan Kıvırcık'ın dediği gibi, bu hareketin, şehir talancılarına da karşı duracak ve körü körüne yenileme projelerine evet demiyecek üyeleri vardır.
Mimarlar Odası'nın üyelerinin koltuk sevdasında insanlar olmadığı aşikardır. Görev için orada olduklarını biliyoruz. Demokrasilerde görevi yapmak kadar teslim etmek de bir şereftir. Böyle bir şeref karalanamaz.
|