|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-12-2007
Mesaj: 17
|
Mimarlık İmkansız Değil ,Üstelik Gerekli-Korhan Gümüş
demokrasi için mimarlar platformu - Anasayfa sitesinde Mimarlar Odası İstanbul BK Şube seçimlerini de ilgilendiren iki makale var.İlki Sn.Korhan Gümüş , diğeri Sn.Behiç Ak tarafından yazılmış..
Seçimlerle gündeme gelen ''Mimarlık İçin Mimarlar'' ve benzeri oluşumların nasıl değerlendirilmesi,yorumlanması gerektiğini çok yönlü irdelemekte yarar var.Oda yönetimlerinde kimlerin olduğu yada olması gerektiği değil ,Odanın kurumsal olarak ne olması gerektiği değil mi asıl sorunumuz?
''Mimarlık İmkansız Değil ,Üstelik Gerekli-Korhan Gümüş
Meslek kuruluşları içe kapandı. Himayeci, tekelci, piyasacı ilişkilere karşı çokluğu, çoğulculuğu, farklılığı değil, yalnızca kendisini temsil eder hale geldi ve marjinalleşti. (Ne zaman? Bugün sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Daha kuruldukları aşamada. Çünkü daha ilk aşamada bir seçkinci hareket olarak bir elit meslek alanını sınırlandırıp bunu bir yerel av sahasına dönüştürdü.)Bugünlerde yaygınlaşan kentsel dönüşüm, özelleştirme projelerinde yer alan bazı mimarlar da, üstelik hepimizle alay eder gibi kamusal gücü ve imtiyazlı sermaye gruplarını arkalarına alarak tekelci bir zihniyeti bize dayatıyorlar. Buna karşılık neredeyse bütün meslek kuruluşlarının bu kapalı alanı, statükoyu temsil eder hale gelmesi de bugün yaşanmakta olan bu önemli sorunu, kamu fikrinin kapatılması sorununu gizliyor. Kamusallığın kaybından doğan boşluğu doldurmak için kamu fikirini çoklulaştırmak, çoğulculaştırmak yerine kapatıyor ve hatta bir bakıma bu gelişmeyi destekliyor. (Hatta karşı görüşü neredeyse meşrulaştırıyor!) Bu nedenle piyasacı modelin gerçekte himayeci bir modele dönüşmesine yardımcı oluyor. Demek ki bu kapanmanın, işlevsizleşmenin ardında yalnızca meslek kuruluşlarında yer alan sorumlular yok. Mimarlığı özel alana izole eden, mimarlığın kamusal boyutunu ihmal eden, çoğulculuğu talep etmeyen, kendi çıkarlarını her şeyin üstünde tutan "mimarlık eliti"nin de bu kapanmada önemli bir payı var. Diyebilirim ki bu iki yaklaşım, pazar ilişkilerinden kaçamayan ve kolayca tekelciliğe teslim olan iki uç, aynı sorunu temsil ediyorlar. Odanın bu değişim dalgasının etkisiyle artık mimarlıkla alakası kalmamış, sermayeyi arkalarına alarak yaptıkları konut siteleri, iş merkezleri ile egoları iyice şişen kişilerin etkisine girmesinden ciddi bir şekilde korkuyorum. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Aslı Odman Birgün'deki söyleşisinde bugünkü konjonktürde kentsel dönüşümün yeni bir keşif olmadığını, 19. yüzyıl ütopyalarının bir kalıntısı olan “çarpık yapılaşma” söyleminin alınıp içinin doldurmaya çalışıldığını, bir bakıma da onun devamı, mirasçısı olduğunu söylüyordu. Ben de aynı fikirdeyim. Bu nedenle bu kamusal boyutu özellikle ihmal eden mimarların odada geçmişten bugüne hakim olan zihniyetten fazla bir farklılıkları yok. (Odman'ın sözlerinde ikinci olarak büyük sermayenin “cirit attığı” bir dönemde yerel aktörlerin katılımının giderek imkansızlaştığı yer alıyordu.) Çünkü sorunun bir ucu şikayet ettiğimiz kapalılık ise, öbür ucu da her türlü iktidara, piyasa ilişkilerine bağımlılık. Bu nedenle mimarların yalnızca seçimlerde değil, sürekli bir biçimde Mimarlar Odası'nın tarafsız bir rol oynamasının ve dar bakışlara karşı çoğulluğu talep etmesinin ve profesyonellik alanını savunmasının çok daha etkili olacağına inanıyorum. Bugün özellikle sorunlardan ders çıkarması gereken insanlar olarak bugün daha hassas olmamızın gerekli olduğunu düşünüyorum. Tarafsızlık, ilkesizlik olmamalı. Piyasa ilişkilerini bağımsızlıkla karıştıran, kamu ile ilişkilerinde kendi çıkarlarını temsil
etmeyi sorgulamayan, mimari profesyonelliğin kamusal boyutu sorgulamadan gerçekleşemeyeceğini fark etmeyen kişiler bugünkü yönetim biçimini yenileyemezler. Belediyelerin kentsel dönüşüm projelerinini sorunsallaştırmak ve etkilemek yerine sorgusuz sualsiz içinde yer alanlar, rekabetçi bir ortam oluşturmak yerine kendi konumlarını tartışmasız kılanlar mimarlığa katkı sağlayamazlar.
Bir uçtan başka bir uca gitmemek lazim. Zaten odanın bugüne kadar işlevini yerine getirmemesinin bir bakıma sorumlusu piyasa ilişkilerine teslim olan, mimarlığın kamusal boyutunu sorgulamayan bu zihniyet. Mimarlığa esnaf saflığı ve masumiyeti yetmez, fazlası gerekir. Tepeden inmeci, tekelci kamu fikrinin karşısında ne yapılmalı? Özelleştirme, kentsel dönüşüm projelerine teslim olmak yerine profesyonelliğin kamusallığın oluşumundaki rolü nasıl sorgulanmalı? Kentin çeperlerinde sermaye gücünü arkalarına alarak gerçekleştirilen ideallerin kent merkezlerine sorgusuz sualsiz taşınmasına ve egoların şişirilmesine karşı nasıl bir farkındalık sahibi olunmalı? Mimarlığın ve diğer uzmanlıkların en önemli sorunu sermayeye ve iktidara bağımlı olmak... Yalnızca seçime hazırlanarak bir şey değişmez, çabalar süreklilik göstermeli. Meslek kuruluşu çoğulculuğa imkan tanımalı, ilkeler düzeyinde daha tutarlı olmalı.Korhan Gümüş
|