Sevgili Hakkı,
Metne imza atanların, odanın yarattığı değerleri ya da mimarlığın toplumsal boyutunu kaçırıyor olması bana pek mümkün gelmiyor. Her nedense rekabet alanına girmek yerine asıl burada hemen kalıplaşmış bir reaksiyonla karşımıza bu çıkıyor.
Değişimin kaçınılmaz olduğunu görecek kadar kıvrak düşünebildiğini biliyoruz. Hatta bu değişimin heyecanla yapılması gerektiğini düşünebileceğini de.
Peki öyleyse nedir seni bunları yazmaya iten? Elbette yazdıklarım benim kişisel görüşlerim ve dilediğin gibi düzeltme yapabilirsin. Hatırlarsan Arkitera.com'da "
Borcunu Ödemeyen Mimarlar" başlıklı bir yazın yayınlandı. Bu yazının ardından
Arkitera Forum'da konu aktif bir şekilde tartışıldı. Ancak bu konu hakkında bir senedir herhangi bir ses çıkmıyordu. Ses çıkmıyordu da bir şey mi değişti? Elbette hayır. Sanırım inandırıcı olmak adına buraya belgesini eklemem gerekmiyor. Yazından bahsettiğin sorunlar aynen devam ediyor.
Bu tartışmadan hemen bir iki ay sonra İstanbul Büyükkent Şubesi seni Ücretli Çalışanlar Komisyonu'na dahil etti. Mimarlara Mektup'un Aralık 2005 sayısında "
AÇIK DAVET: Ücretli Çalışan Mimarlar Komisyonu: Amaç, Hedef, Neden" başlıklı yazının altında seninle birlikte şu imzalar yer alıyor:
Alıntı:
Ücretli Çalışanlar Komisyonu:
Kamu: Kubilay Önal, Tuncay Gürpınarlı, Erdinç Güner
Özel: Taner Orhon, Hakkı Yırtıcı,
Mimarlar Odası: Ö. Fikret Oğuz (sekreter), Metin Karadağ
|
Konumu olmadığı halde arada hızlıca şunu da sormak istiyorum: Ne yaptınız? Ben senin bu komisyona dahil olduğun günden itibaren en az 10 mimarı tam zamanlı olarak çalıştırmış olan bir işverenim aynı zamanda. Beni ya da buradaki mimarları bir kez bile arayıp herhangi bir şey sormadınız. Bu mikro ölçekte vakit kaybetmek anlamsız.
Aslında siz ücretli çalışan mimarlar için hiç bir şey yapmadınız. Mimarların bir takım reel sorunları var. Eğer sadece ve sadece konuşmak, tartışmak, bilgi üretmek istiyorsanız bunun adına Ücretli Çalışan Mimarlar Komisyonu dememelisiniz.
Zaten işin gerçek yüzünü görmeye çalışacak olursak bu komisyona senin dahil olman tamamen Arkitera.com'a yazdığın yazının arkasından oldu. Ve sonrasında o konuya tek bir mesaj bile göndermedin. Arkadaşlığımızı bozmayacağını umarak yazıyorum odanın daracık çıkar grubunun içine girdin.
Yukarıdaki metinde İstanbul Şubesi'nin Muğla'da düzenlediği bir etkinlikten bahsediyorsun. İki sorum olacak. Birincisi bu etkinlikte ücretli çalışanlar için ne yapıldı? İkincisi Arkitera.com'daki yazından önce böyle bir İstanbul dışı etkinlikte bulunmuş muydun?
Umarım küçük grupların çıkarları yerine 13.000 hatta Türkiye çapındaki 35-40.000 mimarın ve toplumun çıkarını gözetecek bu gruba sen de destek olursun.
Hep söylediğimi bir kez de senin için yinelemek istiyorum: Mevcut yönetim mimarları odadan tamamen uzaklaştırdı, üyesinin odası ile iletişimi kalmadı. Daha da önemlisi mezun olan mimarların büyük bir bölümü odaya üye olmuyor. Odanın yeniden kazanması, hakettiği itibarının yerine oturtulması için acilen bir taze kana ihtiyaç var.
Aynı kişilerin dönüp dolaşıp yönetimin çeşitli pozisyonlarında görev almaları sana garip gelmiyor mu? Eğer böyle bir amaç var ise bu dar grup bir dernek kurar ve ihtiyaçlarını o dernekte giderir. Tüm mimarlara ait olan bir kurumun böyle garip bir şeye alet olması senin de bu olanlara alet olman bana çok çok çok garip geliyor.