|
Kim bilir ne rahattır…
Üyesinin aidatlarını har vurup harman savurarak basılan bir dergide, o minicik aklınca seçim yatırımı yapmak, kendi üzerindeki giysileri sıkıyor diye başkalarının üzerinde ne giysiler olduğu tahminleriyle saçmalamak ve "konsept bir giysi" ya da " saygın bir aperatif" gibi tamlamaları sallayıp, kelime oyunları yaptığını zannedip, aslında zayıf kelime dağarcığını açığa çıkartan, "sanal" kelimesinin ne anlama geldiğini bilmeyen ve Internet üzerinden iletişimin rahat bir yer olduğunu zannedip, (kendisine uzak ya da beceremiyor ya kötüleyeyim bari diyor belli ki) doğru dürüst ve tarafsız mimarlık yayını yapmak yerine bizim paralarımız ile basılan sayfaları kendi edebi safsataları ile ziyan etmek…
Kim bilir ne huzur vericidir…
Elinizde bulundurduğunuz Mimarlara Mektup dergisinin olanakları sayesinde, aslında kimsenin dinlemeyeceği değersiz ve taraflı saçmaları zorla millete okutmak…
Kim bilir ne denli kârlıdır…
Bir meslek odasının yönetim kurulunda olup da ayrıca kaç para maaş alacağını kendisi belirlemek. Ama bunu kendisinden başka kimsenin bilmemesi için bilmece şeklinde, bilançolar hazırlamak, seçimden önce bunu seçmenlere gösterme cesaretini bulamamak…
Kim bilir ne utanç vericidir…
Üniversitelerde okuyan ya da yeni mezun mimarların ezildiğini söyleyip, üzerine onlara hiçbir şey vermediğini farkedip ve onların odası olamama korkusundan, ucuz politikacı nutuklarından çıkan cümlelerle dertlerini anlıyormuş gibi yapıp, SEÇİM için ÇAĞIRILMASINDAN korkmak. Madem öyle ezilenlerin koruyucusu kadar rahatsın, o zaman seçim için gelmelerinden rahatsız olmamak gereklidir tezini aklına bile getirememek…
Kim bilir ne büyük kentsel planlama dehasıdır ki…
Büyükdere Caddesi'ndeki yapılmış iyi kötü tüm binalara oda vizesi vermek, bunu saklamak ama bazılarına davalar açmak…
Kim bilir ne kadar demokratiktir ki…
Her seçimde karşı grubu, "dinci", "iktidar yanlısı" ya da "meslek örgütü elden gidiyor" diye itham etmek, seçimlerde bütün oda imkanlarını, fütursuzca kullanmak, seçmen telefon numaraları elinde diye, meslek örgütünün faturasını ödediği telefonlarla tüm üyeleri aramak, propaganda yapmak, seçim sonrası gösterdiği uyuşukluğun tam tersine, inanılmaz cevval çalışmak etik ya da değil her türlü oyunu yapmak artık işgal ettiği koltuğu bırakmaması gerektiğini, oraya adeta demir atması gerektiğini, bu şehirde kendisinden başka kimsenin o koltukta oturmaması gerektiği hırsıyla yanmak tutuşmak…
Kim bilir ne kadar zevklidir ki…
"Bir yazı fışkırttım, aman ne edebiyim ne kadar da yetenekliyim, tüm rakiplerimizi darma duman ettim" şeklinde kendi kendini doyuarmak. Ayrıca bu yazıyla sadece kendilerinin yönetimde olması gerektiği konusunu, kollarına yine şırınga edip, başka alemlere uçmak, yaptıkları her şeyin etik olduğunu zannetmek…
Sizlere geçen yılda, hep aynı köhnemiş ve geri kalmış, demokratiğiz diye kendi koltuk hırsından başka gözü görmeyen güruhun yani bu uyuşuk ve bağnaz mimarlık meslek odası yönetiminin verdiği negatif etkiden kurtulmayı, yeni yılda yeni iletişim ortamlarının mimarlık mesleğinin gelişmesinde önemli rol oynayacağını, bu iletişim ortamını bilemeyen yani buna "kafası basmayan" bir sürü kimsenin artık odamızı "yönetici" diye işgal edemeyeceği günler dilerim efendim.
Unut, (uyuşukluk-ihtiyarlık) eski günlerdedir…
En son ayasofya tarafından düzenlendi : 18-01-2008 14:39
|