|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 23-07-2002
Mesaj: 966
|
Enteresan bir 'şapka' hikâyesi...
Hafta sonu Radikal 2'de yayınlanan bir haber ve yaşanmış olay dolayısıyla şapkalı harf kullanımı...
Radikal-çevrimiçi / Radikal2 / Enteresan bir 'şapka' hikâyesi...
Alıntı:
Enteresan bir 'şapka' hikâyesi...
Nüfus İdaresi, Türkçe'nin doğru kullanımı konusunda yasaklar yaratmak ve karşı çıkanları dava açmaya zorlamak yerine, çalışanlarına Türkçe eğitimi vermeli
CEM ALTIPARMAK
"Bu çocuğun anne babası burada mı? Konuşmak istiyorum onlarla, vazgeçsinler bu davadan. Biz daha bu harfin bilgisayarda nasıl yazılacağını bilmiyoruz. İleride hep sorun yaşayacaksınız, valla çocuğun başınıza iş açıyorsunuz"...
Savcının bu sözleriyle başladı isim değişikliği davamız. Yargının bürokratik geleneği içinde yıllarını tüketmiş savcı, iyiniyetli uyarısında pek de haksız değildi. Hele duruşma esnasında (^) işaretini duruşma zaptına nasıl yazacağını gerçekten de bilemeyen kâtibe Shift+3 tuşlarına basılması gerektiğini bizzat göstermek zorunda kalmamız, bizi de endişelendirmedi dersek yalan olur. Hele hele, kendi kurumunun verdiği, herhangi bir yasaklılık halinin bulunmadığına dair cevaplardan bîhaber nüfus temsilcisinin, duruşmada kendisine her söz düştüğünde -yasak bu, yasak yasaak!.. diye söylenip durması, gerçekten de trajikomik bir durumdu...
Bir özel ismin nasıl yazılması gerektiğine yönelik olan bu davanın detaylarına geçmeden önce, bir soruyla başlayalım isterseniz: Çoğumuzun 'şapka' diye bildiği, (a, ı, u) ünlülerinin üstüne koyduğumuz ve bu sayede hem anlam hem de ses farklılığı yaratmamıza yarayan (^) düzeltme işaretini yazılarında kullanan var mı içinizde? Mektuplarında? Dilekçelerinde? Resmî makamlarca yazılan belgelerde hiç denk geliyor musunuz bu işarete? Eminim birçoğunuz bu işaretlerin yazışmalarda kullanımının yasaklandığını bir yerlerden duymuşsunuzdur. Gerçekten de uzun yıllardan bu yana, bu işaretin kullanımının yasaklandığına toplumca inandırıldık. Gerçekten yasak mıydı peki? Bir bileniniz, bu yasağın yer aldığı bir kanun maddesi, bir yönetmelik, bir genelge gören var mı?
Ne yazık ki ben de bu işaretin yazı dilindeki kullanımı konusunda genel bilgisizlik halinden daha farklı bir duruşa sahip değildim. Ta ki sevgili arkadaşlarım Çağatay ve Mine Durukan'ın, yeni doğan kızlarına "Lâl" -dikkat ediniz 'şapkalı' yazılmıştır- ismini koymaya karar vermelerine kadar:
Arkadaşlarım, yeni doğan kızlarının adının Lâl olmasını isterler ve bu amaçla nüfus Müdürlüğüne bildirimde bulunurlar. Görevli Nüfus memuru çocuğun ismini nüfus kaydına Lal olarak yazar. Arkadaşlarım itiraz eder, "Lal, dilsiz dili tutulmuş anlamına gelir, biz ise kırmızı renkli değerli bir taş ismi olan Lâl adını koyuyoruz, lütfen (a) harfini doğru yazın, üzerine şapka koyun", der. Görevli anlamsız gözlerle bunlara bakar ve "yasak kardeşim" der. "Nüfus işlemlerinde bu tür işaretlerin kullanılması yasak"!... Devletin deneyimli memuru yalan söyleyecek değil ya, herhalde bir bildiği vardır diye düşünüp durumu kabullenirler ve pek içlerine sinmese de çocuklarının ismini "Lal" olarak kaydettirip evlerinin yolunu tutarlar.
Dedim ya, içlerine pek sinmez bu durum. Ne diye çocuklarına istedikleri ismi koymaları yasak olsun ki? Türkçe dilbilgisi ve yazım kuralları üzerinde biraz araştırma yaparlar ve Türk Dil Kurumu (TDK) web sitesinde, 'Yazım Kılavuzu' kısmında bizim yıllarca ortadan kalktı diye bildiğimiz (^) düzeltme işaretinin kullanımının hâlâ geçerli olduğuna dair açıklamalar bulurlar ve bu bilgilerle birlikte, büyük bir sevinçle, tanıdıkları bir avukat arkadaşlarının (O ben oluyorum) yanına giderler ve dertlerini anlatırlar. Bu avukat arkadaşın hayatının uzunca bir kısmı, özellikle kişiliğinin oluştuğu çocukluk yılları, ebeveynlerinin memur olmasının kaçınılmaz bir sonucu olarak, tayinlerde, memuriyet hayatının yalıtılmış ortamlarında, dairelerde, lojman bahçelerinde heder olduğundan, memuriyet denilen o mücessem iradeye karşı, ister istemez bir zaafı, o iradenin karşısında bir ezikliği vardır.-"Arkadaşlarım, bence de o memur doğru biliyordur. Bir kanun, ne bileyim en azından bir bakanlık genelgesi olmasa, bu kadar emin konuşur mu bu insan, bir tarafından uyduracak değil ya devletin memuru"! der, der ama, arkadaşlarının ısrarlarına da dayanamayarak, ret gerekçesinin yasal dayanağını öğrenmek amacıyla, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'ne (NVİGM) başvuruda bulunur. Başvuru talebi açıktır: "Lâl isminde yer alan düzeltme işaretinin kullanılması talebinin reddine gerekçe olan yasal dayanağın açıklanması, böyle bir dayanak yok ise, çocuğun isminin 'Lâl' olarak düzeltilmesi".
Başvuru, Bilgi Edinme Kanunu usullerine göre yapılır. İdarenin bu başvuruya cevap verme süresi 15 (en çok 30) iş günü ile sınırlıdır. Aradan 57 iş günü geçer, cevap gelmez. Bir kez daha başvuruda bulunulur. "Yasal süre içinde cevap vermediniz, şayet bu başvuruya da cevap vermez iseniz hakkınızda suç duyurusunda bulunacağız" diye. Bu esnada İl Nüfus Müdürlüğü'nden bir görevli ile telefon görüşmemiz olur, "Valla" der, "bu sizin başvurunuz bizim genel müdürlüğe dert oldu, bütün hukuk işleri bu yasağın kanuni gerekçesini arıyor, bulamıyor."
TDK'nın görüşü
Çok geçmeden başvurumuza ilk cevap gelir: "Konu hakkında Türk Dil Kurumu'na görüş sorduk, yazı cevabı geldiğinde başvurunuz cevaplandırılacaktır". Bu cevapla umutlanırız biraz, yoksa istediğimiz oluyor mu ne? Şayet TDK'ya görüş sormuşlarsa zaten TDK bu görüşe olumlu cevap verecektir. Değil mi ki kendi sitelerinde düzeltme işaretlerinin kullanımının geçerli olduğunu söylüyorlar.
Beklenen nihai yanıt, başvurunun üzerinden 4 ay 12 gün geçtikten sonra gelir. Cevapta özetle, özel ad olarak kullanılan "Lâl" isminin yazılışında düzeltme işaretinin kullanılmasının mümkün olduğunun TDK'ca bakanlıklarına bildirildiği, ne var ki, talep ettiğimiz düzeltmeyi kendiliğinden yerine getiremeyecekleri, ismin düzeltilmesi için mahkemeye başvurmamız gerektiği söylenir.
Bu cevap, şüphesiz ki düzeltme işaretinin kullanımı konusunda Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü'nde yer etmiş hatalı bir uygulamanın hiçbir yasal dayanağının bulunmadığının ortaya çıkması açısından olumlu bir gelişmedir. Bununla birlikte Nüfus İdaresi'nin bu cevabı, kendi kusurlu davranışını kendiliğinden telefi etmek yerine (kaldı ki bu imkân, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 38. maddesi ile idareye tanındı), başvurucuları dava açmak ve yargılama gideri yapmak zorunda bırakması açısından hatalı bir cevap. Çünkü ismin yanlış yazımındaki kusur bizzat Nüfus İdaresi'ne ait olmasına rağmen, dava açmak zorunda bırakılan başvurucuların yapacağı mahkeme giderleri, ne yazık ki, aynı kanunda yer alan ve nüfus davalarında mahkeme giderlerinin davalı idareye yükletilemeyeceğine dair yasal düzenleme nedeniyle, Nüfus İdaresi'ne yansıtılamıyor.
Oysa, vatandaşlarının uymasını beklediği sistemin düzgün işlemesinden sorumlu olan, devlettir. Nüfus İdaresi, Türkçe'nin doğru kullanımı konusunda hukuki dayanağı olmayan yasaklar yaratmak ve bu yasaklara karşı çıkanları dava açmaya zorlamak yerine, gerekirse çalışanlarına Türkçe dil ve yazı eğitimi vermek zorundadır. İdarenin bu yükümlülüklerini yerine getirmesini -haklı olarak- talep etmek varken, ne diye bizler kendi isimlerimizin doğru şekilde yazılması hakkından feragat edelim?
Lal'in şapkası
Davayı kazandık. Talebimiz kabul edildi. İdarenin kusurunu düzeltmek için yargılama gideri yapmaya mecbur bırakan ve bu giderleri de kusurlu olan Nüfus İdaresi'nden istememizi engelleyen kanuni düzenlemeyi, bir başka davanın konusu yapmaya karar vererek, ilâmı kesinleştirdik (İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/297 E.-270 K.). Küçük Lâl "şapkasına" kavuştu. Dilsizlikten kurutulup, kırmızı bir mücevhere dönüştü. 'Devlet baba' bundan böyle küçük kızının ismini yazmak için, en azından iki tuşa daha fazladan basmak zorunda kalacak.
Sizce çok zor mu?..
CEM ALTIPARMAK: Avukat, İzmir Barosu
|
__________________
|