Sayın Ayasofya demiş ki:
"Ancak ben Keçiören'de proje çizen biri olsam BU DESPOTLARIN ESTETİK ŞARTLARINI karşılayamadığım için iflas ederim. Büromu kapatırım. Her işim geri döner."
Yapılan uygulamanın despotluk içerdiği aşikar, fakat estetik şartları karşılayamayacağı için iflas etme durumu bence her zaman geçerli değil. Çünkü ortadaki durum sadece belediye başkanının tutumunun sonucu değil. Şüphesiz dayatılmaya çalışılan kalıplar aynı oranda rüküş ve sinir bozucu (her ne kadar kitsch kelimesinin tam karşılığı değilse de bu kelimeye ısınamadığım için rüküş demeyi tercih ediyorum). Fakat öte yandan bu formların dışına çıkmaya dair girişim sayısı ise görebildiğim kadarıyla yok denecek kadar az. Daha önce bahsettiğim katalogdan daha fazla örnek paylaşmak için görselleri tararken şunu farkettim ki yaklaşık 90 fotoğrafın arasında 1-2 tane nispeten sade, rüküş olmayan, standart apartman kalıplarında da olsa en azından anlamsız süslemeler içermeyen örneğe rastlamak mümkün. Yani bu öneriler de kabul görebilmekte. Peki neden çoğunlukta değil de azınlıkta sorusunun ise bence 2 cevabı var.
Birincisi, bu bölgede çoğunlukla aynı birkaç müteahhitin iş yapması ve zaten ucuza elde ettikleri tip projeleri patates baskısı gibi her boş buldukları arsaya uygulaması. Bu tekrarları yaparken de muhtemelen belediyeye hoş görünme güdüsüyle bu anlamsız, abartılı ve hatta saçma süslemeleri ortaya bu manzarayı çıkarıyor. Sadece bendeki katalogda 90 fotograf içinde bile farklı süslemelerle tekrarlanmış 3-4 tip proje var. Yani bir tarafta aynı kişinin elinden çıkma projeler kanser gibi etrafa yayılırken, başka birinin ortaya çıkıp üzerine mesai ve emek harcadığı özgün bir projeyi haklı olarak daha yüksek maliyetle müşteriye kabul ettirmesi güçleşiyor.
İkinci ve bence çok daha önemli olan neden ise şu: Bu örnekler bize çok çirkin, rüküş, vs. vs. geliyor ama acaba biz kimiz hiç düşünüyor muyuz? Bu forumlara yorum yazan insanların herhalde tamamı en az üniversite mezunu, mimarlık veya ilişkili bir branşta eğitim almış, az çok dünyayı görmüş, okuyan yazan çizen ve bunun sonucunda da kültürel ve estetik birikimi belli bir noktaya ulaşmış kişiler. Bu yapılar bizler için çirkin ama onu yapan müteahhitler için, çizen birçok mimar için (belki de çizildiğinden haberi bile olmayıp altına sadece imza atan), izin veren belediye başkanı için, hatta içinde oturan insanların nerdeyse tamamı için son derece güzel (!), estetik (!) ve normal. Dolayısıyla başlangıçta despot bir tutum sonucu ortaya çıkan bu örnekler artık son derece olağan şekilde talep edilmekte ve uygulanmaktadır.
Ne zaman ki aksi öneriler ortaya çıkar, birileri tesadüfen veya isteyerek bu bölgede mimarlık denebilecek projeler ortaya koyar belki o zaman işler tersine dönmeye başlar.
Biraz karışık da olsa düşüncelerimi toparlamaya çalıştım. Tartıştığımız konunun tek bir nedeni veya sonucu yok, bir çok etken sözkonusu. Yeni açılımlar yakalayabiliriz umarım.
Bina cepheleri kataloğunda 2004 yılında 90 fotoğraf vardı. Bunlardan 20 tanesini Arkitera Görseller bölümünde albüme ekledim. Meraklısına...Biraz karışık oldu galiba kusura bakmayın.
Arkitera Görsel - mayaroglu Galeri