|
Asli Ozbay'in yazısında biraz değindiği "keyfiyet" meselesi üzerine kuşkusuz söylenebilecek çok şey var; mevcut Şube Yönetimi'nin keyfi davranışları üzerine.
Ayasofya'nın gönderilen SMS'lerle ilgili yazısı bunlardan birisini yazmak için iyi bir fırsat yaratıyor. Asıl konuyu mümkün olduğunca dağıtmamaya çalıştığımın altını çizerek, keyfi uygulamaların bu örneğini de buradan okuyuculara aktarıyorum:
Eğer İstanbul Şube yönetimi üyelerine SMS gönderiyorsa bunu tüm üyelerine göndermeli. Bu durumda bir keyfiyetten söz edilemez kuşkusuz. Ben de TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi'nin bir üyesiyim. Ancak bahsedilen SMS'ler Ayasofya'ya ve eşine geldiği gibi bana ulaşmıyor. Acaba daha önce Şube'de görev alan mimarlara mı gönderiliyor sorusu ile bir arkadaşıma sordum, ona da SMS'ler ulaşıyormuş; Arkitera Mimarlık Merkezi'nde benim dışımda Şube'ye kayıtlı bir arkadaşımız daha var, SMS'ler ona da ulaşıyor. Demek ki sadece bana ulaşmıyor... Acaba neden?
Mevcut şube yönetimi kendisini eleştirenlere bu uygulamayı bile yapabiliyor. Bu uygulama dediğim şey basit. Cep telefonumu bildikleri halde (Telefonlar teyit alındı bir kaç kez.) SMS'ler bana bilinçli bir şekilde gönderilmiyor. Hoş gönderilmesin daha iyi; burada anlatmak istediğim tam da "keyfiyet" meselesi. Oda yöneticilerinin böyle bir keyfiyet içinde olmalarına da şaşırmıyorum. Daha önceki keyfi uygulamaları ile en azından ben bu duruma alıştım.
Bu arada sevgili Ayasfoya'nın içini rahatlatayım. Şube yönetimi bugüne kadar sadece Bilgi Edinme Kanunu kapsamında kendisine verilen sorulara yanıt verdi. Bu kapsamda İstanbul Şubesi yönetimine ilgili kanun kapsamında dilekçemi göndereceğim. Sonucu bir süre sonra buradan duyururuz.
|