|
Suha Özkan'ı bu yazıyı yazmaya zorlayan Oda bildirisi, bence de "yargısız infaz" gibiydi. Özkan'ın açıklamalarından sonra, haksızlığın boyutunun algıladığımızdan büyük olduğu anlaşılıyor. Ne kadar kırılsa yeridir.
Özkan, Türkiye'nin ve Oda'nın özel mimarlarından biri. Yakın tarihli bir katkısını anımsatayım: sadece bir rica üzerine Oda'ya ve mimarlık ortamımıza, çok değerli bir iyilik yaptı. UIA 2005'i "bürokratik/turistik" bir toplantı olmaktan çıkarıp gerçek bir uluslararası mimarlık kongresine dönüştürebilmek için kişisel referanslarını, dostluklarını ortaya koydu: Özkan'ın ricasıyla İstanbul'a gelen "yıldızlar"ın konferansları, daha önce UIA'da benzeri yaşanmamış bir katılımın gerçekleşmesini sağladı. Bu durumdan hem oda, hem UIA, hem de mimarlık dünyası fazlasıyla yararlandı, katma değer sağladı. UIA'yı kongrelerini ve Oda'yı biraz olsun bilip izleyenler, değerlendirmelerimin haklılığını teslim edeceklerdir.
Şimdi... Mimarlar Odası, böyle bir üyesini neden basın yoluyla -en hafif deyimiyle- hırpalamak ister? Buna dair çeşitli komplo teorileri üretebilirim tabii ama konu bu değil. Perde gerisindeki niyetler ne olursa olsun, Oda'nın adil davranma zorunluluğu var. Her üyesine ama özellikle de Oda'ya yıllardır sayısız yararı/katkısı olmuş, üstelik de bu nedenle Oda'dan "mesleğe katkı" dalında ödül almış (2002 Ulusal Mimarlık Ödülleri) birine.
Oda'nın suçlamaları ve Özkan'ın soruları, meseleyi adil olmak ve yarışmalar meselesine doğru taşıyor. Özellikle "adil proje elde etme" yöntemlerinden biri olarak yarışmalar konusu Oda tarafından o denli başıboş bırakıldı ki, bu alanda her idarenin keyfine göre çeşitli formatlar uygulaması artık herkese olağan gelir oldu. Ama bu keyfiyete Oda da katılınca işin şekli değişir elbette.
Bu vesileyle üzerinde pek durulmamış bir konuyu hatırlatmak da benim katkım olsun: Sorulara ilavelerim var... Özkan'ın sorular dizisinde 18. sorunun arkasına takabilirsiniz:
- Oda, (juri üyesi önererek) müdahil olduğu ve yayımlayarak destekledigi "0" (sıfır) ödüllü yarışmalarda (bkz. Burdur Otogarı ve Ünye Kıyı Düzenlemesi yarışmaları), belirlediği jurilerin tüm teamüllere ve yarışmalar yönetmeliğine aykırı olarak hiç seçim yapmamış oluşunu nasıl değerlendirmiştir?
- Sonuçları duyurup tartıştırmayarak, kabahatini adeta örtbas etme çabasını nasıl bir adalet ve açıklık yaklaşımıyla açıklamaktadır?
- Zaman ve para harcayarak yarışma yoluyla proje elde etme yöntemini "nadiren" seçen idareler, bu örnekleri gördükten sonra yarışma açmak icin Oda'ya güvenebilecekler midir? Bir daha "ulusal" yarışma açmak isteyecekler midir?
- Bu durumda idareler, yarışmalar konusunda baska danışma mercileri aramakta haksız mıdırlar?
- Oda'nın güven tazelemek için izlemeyi öngördüğü strateji nedir? Var mıdır?
Oda'nın üyelerini kırıp geçirmeden önce ilgilenmesi gereken çok fazla "açığı" olduğunu ve "çuvaldızı" elinden bırakmaması gerektiğini hatırlatırım.
|