Tek Mesaj Görüntüle
Eski 26-12-2007, 13:00   #18
ice
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 03-07-2003
Mesaj: 188
Alıntı:
Orijinal metin architurk tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
kim iddia edebilir ve daha önemlisi başkalarına dayatabilir ki?

Kitsch hakkındaki yazılar onu gayet güzel tanımlarken, "sisteme" nasıl dahil edebileceğimizi söylemiyor. Ya da onunla ne yapabileceğimizi... Hele ki koskoca bir semtten bahsediyorsak... Ben şahsen Ankara'ya döndüğümde ilk fırsat elime fotoğraf makinamı alıp Keçiören'de geziye çıkmak istiyorum. Beni şaşırtacak çok şey görmeyi umuyorum; ve eminim BU estetiğe öykünmenin, benzerlerini üretmenin ne kadar zor olacağını takdir edeceğim. Hatta belki, bu "bir şeyler anlatma derdindeki" renkli binalardan birinde oturmanın, kuru bir betonarme apartmandan daha keyifli olacağını bile düşüneceğim!

Kişiliksiz ya da biricikliği üzerinde eğreti duran, sıradan, sadece daha fazla kar amacı güdülerek inşaa edilmiş, dışından çok içi önemsenen (hani şu dışı sıvasız, içi kartonpiyer tavanlı) betonarme binaların arkasında göçebe genlerimizden de kaynaklanan bir faydacılık olduğunu düşünegelmişimdir. Keçiören'de ise bir kendini ifade etme çabası var. Acaba anlatılmak isteneni beğenmediğimizden mi nasıl anlatılacağı konusunda yaşanan acemiliği acımasızca eleştiriyoruz?
Keçiören'i gezmek her mimar için faydalı ve öğretici olacaktır eminim.

Kitsch'in sisteme dahil edilmesi için öncelikle sistemden koparılması gereklidir ki, yaşanan toplumda ve zaman dilimi içerisinde Kitsch sürecin vazgeçilmezlerinden birisi olmuştur. Modernizmin soğuk yüzünü yıkma bahanesi ile hayatımıza musallat olan Post Modernizm Kitsch'i sadece mimaride ya da sanatta yoğun şekilde kullanmakla kalmamış, toplumsal yaşamın her anına dahil etmiştir. Modernizm'in üretim mantığını "Tüketim" mantığına çevirmiş, bunun için; yüzlerce yıllık tarihsel birikimi, doğayı, insanlığı, sosyal yaşamı kullanmıştır. Kitsch olarak tanımladığımız şey sadece bir ürün değil düşünme ve yaşama tarzıdır. Keçiören'de oluşturulan tutum buna en iyi örnektir aslında. Burda olan kendini ifade etmeden çok daha farklı olarak, karar verme ve uygulama sürecinde idarecilerin düşünce ve inanışlarına göre kişileri yönlendirmesi, etki altına alması hatta aynı düşünüş tarzına uymaya zorlamalarıdır. Nitelikli örnekler olarak sunulanlar, kopya olmaktan öteye gidemememektedir. Ayrıca Keçiören Belediyesinden yapı ruhsatı alacak olan projelerin cepheleri üzerinde Belediye Başkanı tarafından istenilen değişikliklerin bizzat çizilerek dikte edildiği de Ankara'da bilinen bir gerçektir. Bu tarz yaklaşımlar bile olaya bakışın ne kadar hatalı olduğunu göstermeye yetmez mi? Mimarlığı sadece cephe süslemesine indirmek mimarlığı küçümsemektir.

Olayın diğer bir yönü de malesef ekonomik olarak bizi zor durumda bırakmaktadır. Bu tarz yaklaşımlar ve uygulamalar sonucunda artık proje üretim sürecinde sizin tasarımcı kimliğiniz yerine işi ne kadar ucuza yapacağınız belirleyici olmaktadır. Bu tarz projeler için sabit m² fiyatları piyasada belirlenmiş olup, çok cüzi rakamlara sizden tasarım -pardon- çizim yapmanız beklenmektedir ve yapılmaktadır. Örneklerde verilenler gibi 3 ya da 4 katlı konut projeleri için 4000-5000 Ytl gibi proje bedelleri alınmaktadır. Yanlış anlaşılmasın çoğunlukla bunlar statik+tesisat projeleri de dahildir.

Estergon Kalesi, teleferik ya da şelale gibi örnekler için yazacak çoook şeyler var ama malesef şimdilik hem vaktim yok hem de düşüncelerimi biraz daha toparlamam lazım
__________________
ustalara saygılar:)
ice offline   Alıntı Yaparak Yanıtla